Arazi Davası – soru astrolojisi

Contact An Agent
Spread the love

ARAZİ DAVASI – Bir soru astrolojisi (horary) analizi:

A – Giriş:

Bir arkadaşım, babasından miras kalan çok ortaklı büyükçe bir arazi üstündeki sahiplik konusunda bir dava açmıştı. Bir süredir yaşadığı maddi sorunların çözümü de bu davanın lehine sonuçlanmasına bağlıydı. İki hafta sonra görülecek davanın sonucunun lehine olup olmayacağı kendisi açısından hayatî önemdeydi. Astrolojiyle yakın ilgimi bildiği için 14 Mart günü beni ziyaret etti. Konuyu açtı ve saat 17:12’de “davanın kendi lehine sonuçlanıp sonuçlanmayacağını” sordu. Eve dönünce soru haritasını analiz edip, bu konudaki tahminimi kendisine e-posta ile yazılı olarak ileteceğimi söyledim ve ayrıldık.

Soru ânı astrolojisinin tekniklerine dayalı olarak yaptığım aşağıdaki analizi, hem arkadaşımı etraflıca bilgilendirmek amacıyla, hem de astrolojinin bu tuhaf dalına ilgi duyanları gözeterek biraz ayrıntılı olarak yazdım. Bu analizi sitede yayınlamaya karar verince, okuyucuya yönelik bazı tashihler dışında orijinal metne ve üsluba sadık kaldım.

Bu analizi sitemizde yayınlamaya karar verince, bazı astroloji severlerin İngilizce kaynakları da takip ettiğini ve ülkemizdeki astrologların kimi zaman İngilizce terimlerin buradakinden farklı Türkçe karşılıklarını tercih ederek kullandıklarını da dikkate alarak, farklı anlaşılmaması için, analizde geçen teknik terimlerin tercih ettiğim Türkçe karşılıklarının yanında parantez içinde İngilizcesini de verdim.

Soruya ilişkin bilgiler ve buna dayalı olarak çıkarılan soru horoskopu aşağıdaki gibidir:

Soru: Arazi davası lehime sonuçlanacak mı?

14 Mart 2010, saat 17:12, Eskişehir

Soru astrolojisi çalışmalarımda bazı nedenlerle William Lilly ekolüne bağlı hareket ediyorum ve Regiomontanus ev sistemini kullanıyorum.  Günümüzde bu alanda çalışma yapan astrologlar daha ziyade Regiomontanus ve  Koch ev sistemlerini kullanmakta. Daha az oranda ise Placidus, Alcabitius ve hattâ Tümburç (whole sign) ev sistemleri de kullanılmaktadır. Soru astrolojisinde tercih ettiğimiz ev sisteminin, bir kez bu tercihi yapıp daha sonra ona sıkı sıkıya bağlı kaldığımız takdirde, astrolog ile gökyüzü arasındaki spiritüel sempatinin sübjektif ve göreceli olması nedeniyle, alacağımız sonuçların başarısını veya isabet oranını etkilemeyeceğini de savunuyorum; ancak, bu kişisel savın detaylı gerekçelerine, konu dışına çıkmamak için burada yer vermeyeceğim.

 

 

 

 

 

 

 

B – Analiz:

Soru haritasının yükseleni Başak. Bu burcun yönetici gezegeni olan Merkür soruyu soran kişi olarak seni simgeliyor (significator / belirteç). Horary tekniğinde Ay da yardımcı olarak veya gerektiğinde ikincil bir belirteç  olarak yoruma dahil edilir. O halde, bu soru haritası için önce Merkür, sonra da Ay soruyu soran kişi (querent) olarak seni simgelemekte.

Ay, ayrıca soru haritalarında gidişatın (gelişmelerin, geleceğin) nasıl şekilleneceğine dair de bilgi sağlar.

Sorulan konu (quesited) ise bir dava ile ilgili. Horary’de 7. ev davaları, 10. ev yargıcı ve yargılama sürecini, 4. ev ise bu işin sonunun / akibetinin ne olacağını anlatır.

Bu kişi ve konuların belirteçleri, yani hangi gezegen ile simgelendiklerini anlamak için adı geçen evlerin burç yöneticilerine bakarız (ikincil olarak, o evlerdeki gezegenlere de bakılır). Bu durumda, Merkür (ki, burada 10. eve isabet eden İkizler burcunun da yöneticisi) bu davadaki yargıcı, Jüpiter ise 4. ev ve 7. evin burç yöneticisi olması hasebiyle, sırasıyla davanın sonucunu ve aynı zamanda davadaki karşı tarafı simgelemektedir. Ek olarak, sorunun yöneltildiği astroloğu da (haddim olmasa da burada ben oluyorum) 7. ev yöneticisi ve varsa o evdeki gezegen(ler) simgeler.

O halde;

Dava ve bu davadaki karşı taraf ve bir de astrolog = Jüpiter

Yargıç = Merkür

Davanın akibeti = Jüpiter (4. eve isabet eden Yay burcunun yöneticisi)

Şimdi bunlar bir kenarda dursun, bir başka şeye bakalım. Soru astrolojisinin ardındaki metafizik zemine biraz eğilelim.

Horary tekniğinde sorunun astroloğa yöneltilip onun tarafından anlaşıldığı ân çok önemlidir. İşte o ân, zihnimizde dolaştırıp durduğumuz ve gönlümüzü bir süredir ciddi biçimde meşgul eden sorunun gerçek doğum ânıdır ve zaten soru horoskopu da bu âna göre (bu örneğimizde 14 Mart 2010, saat 17:12) ve astroloğun bulunduğu koordinatlara göre çıkartılır (bu örnekte Eskişehir).

Horary tekniğinin temel dogması şudur: Sorunun sorulduğu o ân tesadüfî değildir!

Mart ayı sonlarına doğru görülecek bu davaya ilişkin soru, kafanı ve gönlünü  günlerdir meşgul etmektedir. Ama bir gün gelir, o günün içinde bir ân gelir ve ağzından o soru dökülür: Ne daha önce, ne de daha sonra; tam o ânda! O ânın kalitesi, iç dünyan ile onu zahirde kuşatan gökyüzü arasındaki spiritüel sempati nedeniyle, sübjektif, biricik ve özgündür. Bu haliyle, sorulan o soru zaman dediğimiz bereketli tarlaya tam vaktinde ekilmiş bir tohum gibidir. Ve her tohum, bilindiği üzere akibetini de içinde barındırır.

Bu nedenle, sorunun sorulduğu andaki gök konumu iç alemimize ve içinde bulunduğumuz somut koşullara aynadır. Hermetik bir ilke bu fikri şöyle ifade eder: Yukarıda (soyut gökte, ideler aleminde ve bunun cismanî karşılığı olan makrokozmosta ve onun minyatürü olan burçlar ve gezegenler semâsında) ne varsa, aşağıda da (dünyada, somut nesneler ve olaylar aleminde) o vardır! Bir şarkıdaki “gözler kalbin aynasıdır, yalan nedir bilmez onlar” sözünü bu bağlamda “gökler kalbin [gönlümüzün, bilinçaltımızın] aynasıdır, yalan nedir bilmez onlar” diye de okuyabilirsiniz.

Esasen bir horary haritası sorunun sorulduğu vakitteki koşulları betimler. Fakat tohum benzetmesinde olduğu gibi, olayların doğal seyri, zamanın sürekli ve kesintisiz olması ve bu zeminde işleyen astrolojik dinamiklere karşılık gelen sembolizmanın bir şekilde tanımlanmış olması nedeniyle geleceğe de ışık tutar.

Bir başka deyişle, nasıl ki tarlaya ektiğimiz bir tohumun ileride ne bitkisi veya meyvesi olacağı baştan belli ve genetik kodlarında gizliyse, sorduğumuz sorudaki koşulların ileride ne sonuç üreteceği, yani sorumuzun cevabı da bir nevi soru ânında ve onun gökyüzü diliyle yazılmış karşılığı olan soru horoskopunda saklıdır. İş ki, ehil bir astrolog, işaret dilinde kodlanmış ve başkası için anlamsız olan bu mesajları doğru biçimde deşifre edebilsin ve soruyu soranın müşkülünü halletmesinde ona yardımcı olabilsin.

Bunun yapılabilmesi sadece astrolojik dizgenin güvenilir olmasına ve astroloğun maharetine bağlı değil maalesef. Bir ön koşul daha var: Sorulan soru sahici bir temele ve ihtiyaca dayanmalı, sahte veya gelip geçici bir merak ile öylesine sorulmuş bir soru olmamalıdır.

Bunu anlamanın horary tekniğinde bazı yolları vardır. Sakın yanlış anlamayasın.  Sorduğun konuda ne kadar içten olduğundan ve konunun senin açından ne denli önemli olduğundan zerre kadar şüphem yok. Amacım, astroloji denen bu muazzam işaret dilinin mevcut durumu betimleme kudretini, içinde bulunduğun sürecin kendisine nasıl da ayna olabildiğini sana da göstermek.

Bunun için önce soru haritasının geçerlilik ve anlamlılık sınamasını (considerations before judgement / horoskopu yorumlamadan önce dikkate alınması gereken bazı hususlar) yapacağım. Bu mutlaka gerekli midir? Günümüzde horary alanında çalışan profesyonel astrologların bir kısmı böyle bir sınamaya gerek duymayabiliyor. Konu dışına çıkmamak için bunun gerekçelerine girmiyorum. Bu sınamayı yapmaktaki maksadım, sahici temele dayanan samimi bir sorunun horoskopta kendisini aslında ne kadar anlamlı işaretlerle bize açık ettiğini göstermekten ibarettir.

Soruyu sorduğun saatin yönetici gezegeni Satürn. Yani, bu soru bir Satürn saatinde sorulmuş. Satürn gezegeni, doğası bakımından kuru ve soğuktur ve soru haritasının yükselen burcu olan Başak ile doğal uyumu vardır. Bu, soru haritasının sahiciliğine dair birinci kanıt oluyor.

Fakat bunlardan çok daha önemlisi, soru haritasının seni ve içinde bulunduğun koşulları doğru betimlemesidir. Bir bakalım…

Soru haritasının yükseleni Başak; senin doğum horoskopunun yükseleni de Başak. Daha da ilginci, soru haritasının yükselen yöneticisi Merkür’ün doğum haritandaki Merkür ile aynı burç ve derecede olması. Bunlar, zihnindeki soruyla neredeyse tümüyle özdeşim kurduğunu anlatıyor bence. Ayrıca, Merkür hem doğum (natal) haritanda, hem de soru haritasında 7. evde. Bu evin davalarla ilgili olduğunu söylemiştim. Öte yandan, Merkür sorgulama, merak, kafa yorma ile de bağlantılıdır; düşünme, konuşma ve yazmanın evrensel simgesidir. Soruyu bana sorduğunda karşılıklı aynı masada konuşuyorduk. Karşılıklı olmak 1-7 ev karşıtlığı ile de örtüşür. Soru dava ile ilgili (bir 7. ev konusu) ve Merkür de 7. evde. Olursa bu kadar olur!

Soru haritalarında Ay, niyetimiz, duygularımız ve bilinçaltımızın neye odaklandığını, ne ile meşgul olduğunu da sıkça gösterir. Bu haritada Ay 7. ev çizgisine yakın ve 5 derece kuralına göre teknik olarak 7. evde olduğuna hükmedebiliriz. Bunun anlamı açık: Zihnin dava ile meşgul!

Daha bitmedi. Sen Güneş’i Balık burcunda olan birisin. Bu soru haritasında Güneş de 7. evde. İşin ilginci ben de Balık burcuyum ve 7. evin yöneticisi ve içindeki gezegenlerin astrologu da simgelediğine değinmiştim önceki mesajda. Beni simgeleyen Jüpiter ve Güneş de 7. evde bulunuyor!

Soru haritasının yükselen yöneticisi olma sıfatıyla seni simgeleyen Merkür tam Güneş’in kalbinde. Astrolojide şayet bir gezegen 17 dakika arc’dan daha küçük bir farkla Güneş’e yakınsa buna “Güneş’in kalbinde” veya teknik adıyla söylersek “cazimi” denir. Bu, o gezegenin durumunu güçlendirir. Ben bunu senin açından bu davanın çok önemli olduğu biçiminde yorumluyorum.

Öte yandan, davayı simgeleyen 7. evin yöneticisi Jüpiter, aynı zamanda 4. evi de yönetiyor. Bilindiği üzere, 4. ev araziyi, gayrımenkulü, ebeveyni ve özelde babayı da simgeler. Biliyoruz ki, dava konusu bir arazi ile ilgili ve bu arazi babanın vefatıyla sana ondan miras kalmış.

Soru haritalarında Ay’ın seyir yolu üzerinde bir önce yaptığı açı da konunun geçmişine ışık tutar. Bu haritada Ay bir önceki açısını 4. evdeki Pluton ile yapmış. Pluton 4. evde ve bir toprak burcu olan Oğlak’ta. Pluton tradisyonel astrolojide bilinmez ve tanınmaz. Modern zamanlarda 1930’lu yıllarda keşfedilmiş, modern astrologlar tarafından Akrep burcu ve temalarıyla ilişkilendirilmiş ve “sahiplenme, güç elde etme, hükmetme” gibi anlamlar da yüklenmiştir. Soruya kaynaklık eden şeyin “arazi ve gayrımenkul üstünde bir sahiplik ve mülkiyet davası” olduğu gerçeği ile bu sembolizmanın nasıl da örtüştüğünü görelim..

İşte tüm bu göstergeler, sorduğun sorunun senin açından ne kadar önemli, sahici, ciddi ve samimi bir temele dayandığının astrolojik açıdan apaçık ve mükerrer kanıtlarıdır.

Tüm bu nedenlerle bu soru haritası astrolojik açıdan incelemeye değer bir haritadır. Çünkü tümüyle sahici ve samimi bir temele dayandığı astrolojiden de onay almaktadır.

O halde bu sağlamayı da yaptıktan sonra Mart ayı sonlarına doğru görülecek olan bu davayı kazanıp kazanamayacağın, davanın akibetinin ne olacağı sorusuna artık odaklanabiliriz.

 

Soru haritasının birinci evinde geri hareketli (retrograde) bir Satürn var. William Lilly, Christian Astrology s.122’de kendisinden önceki ortaçağ dönemi astrologlarına dayanarak, bir haritanın yorumlanmasından önce dikkate alınması gereken, astrologu tedbire sevk eden bazı kurallara (considerations before judgement) dikkat çeker ve bunlardan birinde şöyle der:

“If Saturn be in the Ascendant, especially retrograde, the matter of that question seldom or never comes to good”

Yani, “1. evde Satürn varsa, hele bir de geri hareketliyse, sorulan konu nadiren olumlu sonuçlanır.”

Davayı bu celsede kazanmak senin “olumlu” diyeceğin beklentin olduğuna göre, sonucun bu davada lehine olmayacağına veya beklediğin gibi olmayacağına dair ilk gösterge budur. Öte yandan, Satürn gecikmeleri de simgeler; bu haritada geri hareketli olmasını, kanaatimce bu davaya tekrar geri dönüleceği, davaya yeniden bakılacağı biçiminde yorumlamak da uygun düşebilir. O halde, her ne kadar bu davayı senin bu celsede kazanamayacağını söylesem de, davanın burada bitmeyeceği, sonuç almanın sonraki celseye veya celselere kalacağı söylenebilir. Kısacası, bu celseyi kazanmasan da bu celse zaten belirleyici olmayacağı için ümidini korumalısın.

Davanın bu celsede sonuçlanmayacağına dair bir diğer işaret de bu soru haritasındaki temel aksların (1,4,7 ve 10. evler) değişken burçlara isabet etmiş olmasıdır. Bu, koşulların değişime açık olduğunu, henüz son perdenin oynanmadığını anlatıyor. Nitekim Lilly de bunu teyiden şöyle demektedir sayfa 375’te: “…If common signs be there (1. ve 7. evler / Ç.N), they will continue the suit long, and have the one cause out of one court into another…”

Bu cümleyi “1. ve 7. evler değişken burçlara isabet etmişse, taraflar davayı sürdürecek ve sonuç alana kadar bu mahkemeden o mahkemeye koşturup duracaktır” diye çevirebiliriz.

Lilly ile devam edelim (s.373): “…If the lord of the seventh house be in the Ascendant, then the querent without doubt overcomes, and the adversary will yield; the like happens to the querent, viz., that he shall be overcome..”

Lilly demek istiyor ki, “eğer yedinci evin yöneticisi birinci evde ise davayı hiç şüphesiz soran kişi; yok eğer bunun tersi bir durum varsa, yani, 1. evin yöneticisi  7. evde ise,  o zaman da karşı taraf kazanır” Bu haritada soruyu soran kişi olarak Merkür seni simgeliyordu ve o da 7. evde, yani karşı tarafın evinde. Bir başka deyişle, koşullar karşı tarafın lehine.

Bu yargıyı destekleyen bir diğer gösterge, bu sorudaki belirteç gezegenlerin tümünün 7. evde yer almasıdır. Şöyle ki:

Ay –  senin ve gidişatın diğer belirteci 7. evde (karşı tarafın evinde);

Merkür – yargıç ve mahkeme heyetinin simgesi  7. evde, karşı tarafı yeğliyor;

Jüpiter – karşı tarafın (7. ev) ve davanın akibetini simgeleyen 4. evin yöneticisi olan Jüpiter de karşı tarafın evinde ve karşı tarafı destekliyor.

Konuya iyicil ve kötücül gezegenlerin dengesi açısından yaklaştığımızda şunu görüyoruz: İyicil Jüpiter 7. evde karşı tarafı yeğliyor ve kötücül Satürn 1. evde seni zor durumda bırakıyor. Burada da güç dengesi karşı taraftan yana.

Konuya seni ve karşı tarafı simgeleyen gezegenlerin güç dengesi bakımından yaklaştığımızda da durum değişmiyor. Şöyle ki, Merkür ve Jüpiter 7. evdeler. Gezegenin bulunduğu evden kaynaklanan kuvveti bakımından durum eşit. Çünkü, her ikisi de aynı evde. Seni simgeleyen Merkür, cazimi olarak göreceli ve konumsal bir avantaja sahip olsa da kalitesi düşük. Çünkü, yönettiği burcun karşısına gelen ve aciz kaldığı bir burçta, Balık’ta bulunuyor. Bu, durumdan hoşnut olmadığını, kendini koşullar karşısında etkisiz konumda gördüğünü de anlatıyor olabilir. Bir gezegenin asaleti onun muktedir olup olmadığını da anlatır. Merkür burada zararda (aciz) olduğu Balık burcunda ve koşulları yönetme gücüne sahip değil, bir başka deyişle tam anlamıyla muktedir değil. Bu konum, sonuçtan mutlu olmayacağını da ima ediyor ayrıca. Oysa karşı tarafı simgeleyen Jüpiter kendi yönettiği burçta, duruma hakim ve halinden memnun. Fakat, Jüpiter  Güneş’in ışığı altında kalmış. Bu, Jüpiter’in konumsal avantajını ortadan kaldırmasa da kısmen zedeliyor.

Yardımcı belirteç olan Ay ise Jüpiter ile kavuşuma gidiyor ve Jüpiter tarafından kabul ediliyor (ağırlanıyor). Şayet karşı taraf ile uzlaşmaya yeltenirsen, bunu kabul edecektir. Ancak, ana belirteçler olan Merkür ve Jüpiter birbirinden uzaklaşıyor. Bu nedenle, karşı taraf ile uzlaşman da pek mümkün görünmüyor.

C – Sonuç:

Tüm bulguları ve işaretleri birleştirince, Türkiye’de arazi davalarının neredeyse hiçbir zaman tek celsede sonuçlanmadığını da dikkate aldığımızda benim bu konudaki tahminim şudur: Bu celse daha ziyade, hattâ önemli ölçüde karşı tarafın lehine seyredecek; ancak, belki de diğer delillerin, tanıkların veya bilirkişi raporlarının incelenmesi için karar bir sonraki celseye ertelenecek.

Bilgi:

Soruyu soran arkadaşıma 15 Mart 2010 saat 00:29’da davanın bu aşamasının onun aleyhine sonuçlanacağını tahmin ettiğimi belirten kısa bir mesaj gönderdim.  Bunun üzerine kendisinin “peki bu işin sonu nereye varacak, en sonunda kazanabilecek miyim?” şeklinde yeni bir sorusu oldu. Bu yeni soruya ilişkin horoskopu inceledikten sonraki cevabım ise nihai sonucun onun lehine olacağını tahmin ettiğim yönündeydi. Buna dair analizi ise daha sonra yayınlamayı düşünüyorum.

Davanın ilk aşaması Mart ayı sonlarına doğru aynen yukarıda verdiğim analizde öngörüldüğü gibi gelişti ve arkadaşımın beklentisinin tersine hüküm verildi. Mahkeme süreci ise henüz devam etmekte.

 

Hakan E. Kayıoğlu

02.05.2010, 15:16, Eskişehir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.