AY DÜĞÜMLERİ

Spread the love

 

 

ay-düğümleri

 

Hint astrolojisinden Batı astrolojisine de geçen Ay Düğümlerine her astrolog tarafından dikkat edilmese de, özellikle son zamanlarda kullanımının arttığı bilinmektedir ve bunun yanında spiritüel astrolojide de en çok kabul gören noktalar arasında sayılmaktadır. Kuzey ve Güney Ay Düğümü [KAD ve GAD; ejderhanın başı (Caput Draconis) ve ejderhanın kuyruğu (Cauda Draconis); Hintçe Rahu ve Ketu] olarak ikiye ayrılır; sağda gördüğünüz sembol GAD’a, soldaki de KAD’a karşılık gelmektedir:

 

ay-düğümleri-sembolleri

 

KAD ve GAD’ın astrologlarca eşit oranda kullanılmamasının nedeni, bu noktaların içerdikleri anlamlardan birinin Karma olmasında yatmaktadır. Böylece Ay Düğümlerinin karmik varlığımızla birincil elden bağlantılı olduğu söylenir. Klasik kullanıma göre GAD geçmiş yaşamlarımıza veya geçmişimize, KAD ise geleceğimize, hangi yöne doğru gelişmemiz/ilerlememiz gerektiğine denk düşer. Bu anlamda düşünüldüğünde KAD Jüpiter gibi, GAD da Satürn gibidir denir.

Ne var ki KAD ve GAD’ı astrolojide kullanmak için, bu noktaları Karma ve/veya reenkarnasyon fikri ile açıklamak zorunda değiliz; örneğin GAD geçmiş yaşamlarımız değil, geçmişimiz, soyumuzdan, köklerimizden hangi özellikleri getirdiğimizdir. KAD ise yine, kendisine doğru yol alacağımız, ama almak zorunda olmadığımız yöndür.

 

ay-düğümleri-ekliptik

 

 

Yukarıdaki çizimde, Ay Düğümlerinin nasıl oluştuğunu görüyorsunuz; ortadaki daire Dünya’ya, onun çevresinde düz çizgiyle ifade edilen elips şeklindeki yörünge ekliptiğe ve aynı şeklin kesik çizgili olanı da Ay’ın yörüngesine karşılık geliyor. İşte Ay Düğümleri, Güneş’in yörüngesi (=Ekliptik) Ay’ın yörüngesinin kesiştiği noktalardır; kesişim kuzeyde olduğunda KAD, güneyde olduğunda GAD oluşur. Tabi ki bunlar gözle görülmez, bilakis bizim tarafımızdan oluşturulan matematiksel konstrüksüyonlardır.

İşte söz konusu kesişim noktalarının Ay ve Güneş’in yörüngeleriyle oluşturulmaları önemlidir çünkü bu, Ay Düğümlerinin Ay ve Güneş’le ilgili olduğu anlamına da gelmektedir. Ay ve Güneş’i işin içine kattığımızda da, klasik anlamda oluşturulan “KAD Jüpiter, GAD da Satürn gibidir” ifadesinin dışına çıkıyor ve “KAD Güneş, GAD da Ay gibidir” diyoruz. Bu durumda demek ki, ne zaman bir yol ayrımına gelirsek, kararlarımızı bilinçli bir şekilde verdiğimizde KAD’ı, içgüdüsel/dürtüsel verdiğimizde de GAD’ı kullanıyoruz demektir ve bu da, KAD’ın bilinçli, GAD’ın da dürtüsel kararlar demek olduğuna işaret eder. Hatta bundan da öte, Ay haritamızda başından sonuna, doğumdan ölüme tüm bir yaşantımız, Güneş de bu yaşantımızı gerçekleştirirken nasıl bir kimlik, kişilik geliştirmemiz gerektiği anlamlarına geldiği için, Güneş ve Ay’ı haritamızda değerlendirirken bu tanımlamaları esas almalıyız.

Öte yandan, KAD ve GAD’ı pek tabi ki “Jüpiter gibidir, Satürn gibidir” şeklinde de görebiliriz, ne var ki bunları klasik anlamları olan iyicil ve kötücül gibi maskelerinden arındırmak kaydıyla. KAD Jüpiter gibi olduğundan kendisine “yapılması gereken şey, gidilmesi gereken yol” şeklinde bir anlam atfediliyor, fakat henüz tecrübe edilmemiş bir yolun (KAD=Jüpiter) bize iyi geleceğini nereden bilebiliriz? Bunun hiçbir garantisi yok. Öte yandan geçmişten beri bildiğimiz yol da (GAD=Satürn) ille de ters, kötü gibi anlamlar içermeyebilir. Dolayısıyla, KAD ve GAD’ı ille de Jüpiter ve Satürn gibi değerlendireceksek, o taktirde KAD’dan için denenmemiş, henüz tecrübe edilmemiş enerji, yol; GAD’dan için de bize geçmişten beri, çocukluğumuzdan beri tanıdık olan, bildiğimiz bir enerji tanımlamalarını uygun görmeli ve bunların içlerini iyicil, kötücül gibi herhangi bir yargıyla doldurmamalıyız. Zaten sonuç itibariyle denenmişliklerin, yaşanmışlıkların da gösterdiği üzere, gerek KAD gerekse GAD’ın her ikisi birden ölümü göstermektedir, bunun iyi yolu, kötü yolu yok.

Dolayısıyla bizim buradaki önerimiz, her zaman yaptığımız üzere sentez yoluna gitmektir, yani haritanızda KAD’ı anlayabilmek için hem Güneş hem de Jüpiter’e, GAD için de hem Ay hem de Satürn’e bakmanız gerekir. Bu gezegenler hakkında ulaştığımız sonuçlar, haritamızda KAD seçimlerimizin mi yoksa GAD seçimlerimizin mi en optimal sonuçlar doğurabileceği veya KAD/GAD yollarının nasıl sonuçlar doğuracağı veya nasıl geçecekleri veya kimlik, konu ve anlamlarının ne olabileceği hakkında en azından bir fikir sahibi olmamıza neden olacaklardır. Fakat unutulmamalıdır ki, her ne kadar KAD yani Güneş bilinçli seçimlerimiz olsa da, Ay Düğümlerinin öz anlamları gereği, bilinçli şekilde yaptığımız, yaptığımızı zannettiğimiz seçimlerimizin kendileri de aslında pek tabi ki kadersel öğeler içeriyor olabilir. Yol ayrımına geldiğimizde Güneş ve Jüpiter yönünde (yani KAD yönünde) karar alıyorsak, bundan, aslında her halukârda zaten böyle bir karar alacaktık, başka bir seçeneğimiz yoktu sonucuna da pekalâ ulaşabiliriz.

Bunun dışında KAD’ımızı ve/veya GAD’ımızı I. eve alarak da KAD/GAD’ımızın I. evi, II. evi… veya KAD/GAD’ımızın Merkür’ü, Venüs’ü…vs. şeklinde bir yorumlama yoluna gidebilir ve bu her iki astrolojik faktörü çok daha iyi tanıyabiliriz.

Son olarak, transit Ay Düğümü nataldeki Ay Düğümüne tam kavuşum yaptığı ana göre de bir harita çıkarılıp değerlendirme yapılabilir.
Ay Düğümlerinin hem gözle görülmüyor olmaları, hem sürekli geri harekette (=retrograde) bulunmaları hem de tarih boyunca kendilerine atfedilen anlamlar, Düğümlerin kader, yazgı, yol ayrımı, yol ayrımındaki kararlar, seçimlerimiz, kader anı, ölüm, yenilenme, karma, reenkarnasyon ifadeleriyle yorumlanmalarına yol açmıştır. Ama öte yandan Düğümlerin Jüpiter ve Satürn gibi olmaları dışında yine aynı anlamlara gelecek başka ifadeleri, onların ejderhanın başı ve ejderhanın kuyruğu olmalarıyla da açıklanabilir; dragonun başı yani KAD, yeni şeyleri aldığımız, yeni olanla karşılaştığımız olay, kişi ve yolları anlatırken dragonun kuyruğu GAD da bugünkü yaşantımız, en iyi bildiğimiz konular ve alışkanlıklarımızdır. Hem kendi geçmişimizden, hem de başkalarının geçmişinden GAD ile ders alırız. Sonuç olarak ağızdan alır, kuyruktan bırakırız ve böylece KAD yeni olanı, GAD da eski olanı anlatmış olur. Fakat buradaki önemli nokta, GAD eskide kaldığından onu bırakmak, KAD da yeniyi anlattığından ona gitmek değildir, bilakis ikisi arasında orantılı bir denge kurmaktır. Sadece GAD’da kalındığında, bu, tecrübe dünyamızda eksikliklere, yaşanmamışlıklara ve gelişmemeye karşılık gelir ve sü-rekli yerimizde sayarak hep bir kaçışta ve bize güvenli gelen limanları terketme-me hâlinde oluruz. Ama öte yandan sadece KAD’da kalırsak da sürekli denenme-miş olanı deneme ihtiyacı bizi sadece kazanılmamış zaferlere götürecektir, çünkü GAD aşamasında olmayı hiç denemediğimizden herhangi bir tecrübe biriktiremedik ve onu KAD için kullanamadık.

Devrim Dölen ve Reinhold Ebertin, genel itibariyle Düğümleri rastlaşmalar, karşılaşmalar, bağlantılar, evlilik de dahil ikili ilişkiler şeklinde yorumluyor. Bu anlamda düşünüldüğünde, KAD ve GAD pek tabi ki bireyin toplumla ilişki kurduğu iki noktadır. Hatta Ay Düğümleriyle birleşen gök cisimleri kişinin yaptığı işin toplumsal olduğunu, çoğu kişiyi ilgilendirdiğini sembolize ederler. GAD’da topluma verir, KAD’da ise toplumdan alırız. Dragonun kafa ve kuyruk sembolizmi de buradan gelmektedir. Dragon (veya ejderha) yaşamı kafasından yani KAD’dan alır, sindirir ve kuyruğundan, yani GAD’dan da dışarıya verir. Evlilik ve ikili ilişkilerde ya da toplumla karşı karşıya geldiğimiz noktalarda da aslında yol ayrımlarımıza gelmiş oluyor ve bunları bir şekilde kader anları olarak yaşıyoruz.

Ay Düğümlerimiz 19’lu yaşlarımızda natal haritadaki pozisyonuna kavuşum (ve tabi ki karşıt=GAD) oluyor ve bu ilk döngü yaklaşık 21’li yaşlara kadar sürüyor. Bu yaşlarda genel itibariyle hayatımıza daha sonradan yön verecek oluşumlar yaşıyoruz; evden ayrılıyor, askere gidiyor, işe giriyor, yeni tecrübe alanlarına atılıyoruz veya tam tersine, eski ve bize tanıdık gelen alışkanlıklarımıza saplanıp kalıyoruz. Bu yaşlarda çeşitli anlamlı rastlaşmalar ve ikili ilişkilere girişler de yaşayabiliyoruz veya kaza, sakatlık, hastalık gibi tamamen kadersel vakalar hayatımızda bir yer ediniyor. 37 yaş civarlarında ikinci bir Ay Düğümü kavuşum natal Ay Düğümü pozisyonu yaşanıyor ve bu yaşlarda da hayatımızda yine benzeri değişimler gözlemleniyor; işimizi, arkadaşlarımızı, partnerimizi kaybedebiliyoruz veya en azından tersi yönde de görülebilecek yeni bir yol ayrımı mevzu bahis olabiliyor. Üçüncü kavuşum ise 56 yaşına denk geliyor ve bu yaşta da, ya kurduğumuz yapının yıkıldığını ya da başarılı olduğunu görüyoruz.

 

Genel Anlamda Karakteristik Özellikleri
Kriz ve dönüşüm noktaları/anları, yol ayrımları, kader, ölüm, doğal afetler, yol ayrımlarında nasıl tavır takındığımız (bilinçli seçimlerimiz KAD, dürtüsel seçimlerimiz GAD), Karma, Reenkarnasyon, rastlaşmalar, karşılaşmalar, ikili ilişkiler ara-cılığıyla yeni bir yola girme veya girmeme (GAD), toplumla biraraya gelme, “düğüm” noktalarımız, yenilenme, kavşak/düğüm noktaları (mundanastroloji), “burada devrim yapıldı, burada ülkenin geleceği belirlendi” gibi sözlerin söylenmesine neden olan yerler (mundanastroloji).

 

Diğer Özellikleri
Burçlar kuşağında tekrar aynı noktaya gelmesi 18 yıl 7 ay 9 gün sürer. Yeniay ve dolunay Ay Düğümlerinin yakınında olduklarında tutulma görülür. Geçmişte bu pozisyon Güneş ve Ay’ın bir ejderha tarafından yutulması olarak değerlendirildiği için de bugün dahi ejderhanın kafası ve ejderhanın kuyruğu tanımlamalarını kullanıyoruz.

Efemerislerde Ortalama ve gerçek Ay Düğümlerini görürüz; bunlardan ilki her zaman geri hareketteyken, ikincisi arasıra durağan pozisyonda (S; istasyoner) olabilir. Ne var ki gerçek Ay Düğümleri aslında astronomik anlamda gerçek ya da ekzakt değildir, çünkü Ay’ın da Dünya çevresinde tam/ekzakt bir yörüngesi yoktur. Durağan pozisyondaki Ay Düğümleri hakkında benim teorim, böyle kişilerin kaderlerinin, yollarının ve yaşamlarının henüz belirlenme veya yenilenme aşamasında olduğu yönünde. Bunu, yeni bir karara varmadan önce durağan hâl, düşünme ve karar verme hâli olarak da değerlendirebiliriz. Bu kişiler eski yaşamlarını, öteden/geçmişten getirdikleri alışkanlıklarını artık tekrar etmeyecekler, fakat yeni yaşamın/yeni yazgının henüz nasıl bir yön alacağı da belirli değil şeklinde bir fikir öne sürülebilir.

 

Devrim Yılmazer

20 Şubat 2015, İzmir

 

Devrim Yılmazer hakkında:

24 Şubat 1975 Ankara doğumludur. Viyana Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Gazetecilik ve İletişim Bilimleri bölümünü yüksek lisans derecesiyle tamamladı. Bitirme tezini 01.07.2009′da “Antik Yunan Literatüründe Astroloji, Kader ve Özgür İrade” başlığı altında teslim ederek mezun olmuştur. 2006′da üniversitede yan bölüm olarak okuduğu Felsefe Bölümü için “Astroloji ve Bilim” başlıklı makalesini verdi. Bunların dışında, geçmişte yayınlanmış olan XI. Ev dergisine çeşitli makaleler yazdı.

1989 yılından beri astrolojiyle ilgilenen Yılmazer, şu anda Astroloji Türkiye sitesinin ve Astroloji grubunun yöneticilerinden birisi, VeriBankası ile AstroGünlük’ün yöneticisi ve Zodyak Astroloji Yayıncılık’ın ortaklarındandır. Ayrıca İstanbul Aydın Üniversitesinde astroloji eğitmenliği yapmaktadır. Tüm dünyada defalarca çevrilen Tetrabiblos‘u Türkiye’ye tam 500 yıl sonra kazandırmıştır.

Halî hazırda çeşitli kitap projeleri vardır. Bunlar arasında, Türkiye’nin şehirlerine dair bir mundane çalışma olan İl İl Astrolojik Türkiye ve Viyana Üniversitesine verdiği bitirme tezini, sadece Antik Yunan’da kalmayıp diğer çağlara da yayarak yazmayı plandığı Astrologica isimli kitap serileri bulunmaktadır.

 

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.