BAYANLARDA EVLİLİK POTANSİYELİ

Spread the love

astroloji-evlilik-potansiyeli

 

İyi bir evlilik yapmak belki her genç kızın hayalini süsler. Ancak, hepimizin bildiği bir hayat gerçeği de şudur: Hayal ettiğimiz veya arzuladığımız her şeye kavuşamayız. Hayatın içinde güzellikler, başarı, zenginlik ve mutluluk olduğu kadar, tatsız olaylar, keder, yoksulluk, mutsuzluk ve hayal kırıklığı da vardır. Evlilik de bu genellemenin dışında değildir.

Bazı hanımlar makul bir yaşta (18-30 yaş aralığı) evlenebilirken, bazıları şu veya bu nedenle evlenmemeyi seçmekte veya evlenmek istemesine rağmen şu veya bu nedenle hiç evlenememekte, kimileri ise ancak daha ileri yaşlarda evlilik yapabilmektedir. Otuzlu yaşlarda olup da henüz evlenmemiş olan kızlar için, özellikle kırsal kesimde yaşayan halk arasında bu olguyu dile getirirken, nasibi çıkmadı, kısmeti kapalıymış, evde kaldı ve benzeri sözler sarf edilir. Bu durumda, o bayanın evlilik potansiyelinin zayıf veya düşük olduğundan bahsedilebilir.

İşte bu yazı dizisinin konusu da tam olarak budur: Bayanlarda evlilik potansiyelinin astroloji yoluyla incelenmesi.

-Bir genç kızın evlilikten nasibi olup olmadığı, şayet evlenecekse bunun genç yaşta mı yoksa daha geç yaşlarda mı olacağı onun doğum horoskopu incelenerek öngörülebilir mi?

-Bir bayanın horoskopunda hangi işaretler varsa evliliğin gecikeceği veya evlilik olasılığının düşük, oldukça düşük veya çok düşük olduğu söylenebilir?

Yukarıdaki ilk soru astrolojinin öngörüsel bir geçerliliği olup olmadığı ile doğrudan ilişkilidir ve deyim yerindeyse esasa ilişkin bir sorudur. İkinci soru, ancak ilkine evet demişsek anlam kazanıyor ve şayet öngörü mümkünse bunun nasıl olacağını sorguluyor. Bu haliyle, ikinci sorunun usule ilişkin bir soru olduğu gayet açıktır. Öyle ya, eğer astrolojinin öngörüsel bir geçerliliği yok ise, bir horoskopta evlilik potansiyelinin zayıf mı yoksa güçlü mü olduğunu incelemenin ne anlamı olabilir ki?!

İlk soruya verilecek cevap bunu kimin sorduğu ile de ilgilidir. Şayet bu soru astrolojinin temelde öngörüsel bir araç olduğunu tümüyle inkâr eden bir astroloji karşıtı tarafından sorulmuşsa, aşağıda yazacaklarım hiç şüphe yok ki o kişiyi tatmin etmeyecektir. Çünkü, en azından yazının bu kısmında, cevabım böyle düşünenlere yönelik olmayacak. Bu soruya cevaben aşağıda yazacaklarım daha ziyade astrolojiyi yalnızca bir kendini tanıma ve kişisel gelişim aracı sayan modern anlayışa yöneliktir.

Kanaatimce, astrolojinin böyle bir yararı olduğu kuşkusuz olsa da, sırf öngörünün olası zararları göz ününe alınarak astrolojinin öngörüsel özünden arındırılması astrolojinin ciddi biçimde daraltılması ve öngörüden kaçınarak bu arada olası yararlarının da feda edilmesi anlamına geliyor. Zira, yalnızca kişisel gelişimimiz açısından konuya yaklaşsak bile, ilgilendiğimiz herhangi bir konuda horoskopumuzdaki potansiyelin ne olduğunu bilmenin pratikteki yararı tartışılamaz…

İleride bir Bill Gates olmayacağımızı, doğum horoskopumuzun (yoksa kaderimizin, kısmetimizin ya da daha yumuşak bir tabirle potansiyelimizin mi demeliydim?) bu kadarını vaat etmediğini bilmek geleceğe dair umutsuz olmayı gerektirmiyor; yalnızca geleceğe ilişkin beklentilerimiz konusunda bize daha gerçekçi olmayı öğretiyor!

Derin ve tartışmalı konuları şimdilik es geçip, konuya pratik ve gerçekçi bir açıdan yaklaşırsak şunu diyebiliriz: En azından tecrübe ettiğimiz hayat gerçeği, bize istediğimiz her şeyi yapma ve arzuladığımız her şeye erişme imkânı olmadığını öğretiyor. Bunu kabul etmişsek, geriye bir tek soru kalır: Erişemediklerimizin ardında yatan nedir? Hayatı okumada güçlü bir lisan saydığımız astroloji ile böylesi bir soruya belli bir açıklama bulmak, bu konuda belli ölçüde bir kavrayış elde etmek mümkün mü? Sizlerden biraz daha sabır dileyerek, bu soruları cevaplamak adına kritik değerde saydığım bir soru ortaya koymak isterim:

Astrolojik öngörüyü mümkün kılan nedir? Yukarıdaki soruların cevabı aslında büyük ölçüde işte bu soruya verilecek cevapta saklıdır!

Peki bu sorunun yerine hava tahminini mümkün kılan nedir?demiş olsaydım, sanırım cevap şöyle bir şey olurdu: Atmosferik olayların belli fizik yasalara uygun olarak cereyan etmesidir. Öyle ki, bu olaylar (örneğin, yağmurun yağması) bazı öngörü modelleri ile tahmin edilebilecek bir yapı, düzen ve tekrarlılık arz etmektedir. Bu sayede, meteoroloji uzmanları, arada bir hata yapsalar da gayet isabetli hava tahminleri yapabilmektedir.

O halde diyebiliriz ki, öngörüyü mümkün kılan özellikler yapı (pattern) ve düzendir!.. Eğer yaşadıklarımız da benzer biçimde belli bir yapı ve düzene tabi ise, bir başka deyişle, yaşadıklarımız tümüyle rastgele, gelişi güzel, tesadüf eseri değilse, olaylar ve bunları yaşayan kişilerin horoskoplarında birtakım genellemeleri mümkün kılan bazı ortak özellikler varsa, astrolojik öngörü mümkündür.

Astrolojik öngörünün hangi konularda ve ne oranda isabetli olabileceği apayrı bir konu, ama astroloji yapıyorsak, en azından öngörüyü mümkün ve geçerli kılan bir düzenekte yaşadığımızı kabul ederek işe başlamak zorundayız. Çünkü şayet aksi doğruysa, yani aslında öngörüyü belli ölçüde mümkün kılan bir düzenekte yaşamıyor isek, öngörüsel astrolojinin tümü gayet beyhude ve saçmadır.

Oysa birkaç bin yıldır derlenen bilgi ve tecrübe birikimi, astrolojiyle yakından uğraşanların sayısız gözlemleri bize – en azından belli bir süredir astroloji pratiği içinde bulunan bizlere – şayet farkında olmadan kendimizi de kandırmıyorsak, astrolojinin hiç de beyhude bir uğraş olmadığını gösteriyor. Bunu demekle elbette astrolojinin öngörüsel anlamda bir fizik kadar güvenilir olduğunu kastetmiyorum. Lafı uzatmak pahasına söylemek istediğim, basitçe, astrolojik öngörünün mümkün ve gerçek olduğudur.

Umuyor ve inanıyoruz ki, sitemizi takip edenlerin hiç olmazsa bir kısmı, böyle düşünmekte çok da haksız olmadığımız konusunda bize eşlik edecektir.

O halde, şimdi ikinci sorunun cevabına geçebiliriz.

Evet! Bir bayanın evlilik (ya da karşı cins ile evlilik benzeri bir beraberlik) yapıp yapmayacağı, buna ilişkin potansiyelin ne ölçüde olduğu onun horoskopundan anlaşılabilir.

Yazı dizimizin ilk bölümünde evlenmemiş ve ileride evlenecek gibi de gözükmeyen bayanlar ile nisbeten geç sayılabilecek bir yaşta evlenmiş olan bayanların horoskoplarını inceleyecek ve bu olgunun ardında ne gibi astrolojik etkenlerin yattığını örnekleyeceğim.

İkinci kısımda eski astrologların fikirlerine de yer vererek evliliği engelleyen ve geciktiren etkenlere topluca bakacak, tek tek ele alacağız.

Üçüncü bölümde ise evlenmemiş ve geç evlenmiş bayanlara ait geçtiğimiz iki yıl içinde toplayabildiğim ve tek tek incelediğim 100’ü aşkın horoskopun istatistiksel bir dökümünü sunacağım.

Son bölümde ise elimizdeki bulgular ile eski astrologların savlarını kıyaslayacak, sınayacak ve eldeki bulgulara dayanarak evlilik potansiyelini düşüren etkenleri önem sırasına göre sıralamaya ve sınıflandırmaya çalışacağım.

Horoskop örneklerimizi artık incelemeye başlayabiliriz.

ÖRNEK- 1

İlk örneğimizdeki bayan (B1) şu anda 60 yaşında ve hiç evlenmemiş. Doğum bilgileri şöyle: 9 Şubat 1950, İstanbul, saat 23:21. Bu bayanın horoskopu aşağıda verildiği gibidir…

evlilik-astrolojik-ornek

Çalışmalarımda ev sistemi olarak Alkabitius ve tümburç sistemlerini birlikte kullanıyorum. Gezegenlerin hangi evlerde yer aldığını belirlerken Alkabitius ev sistemini kullandığımda ev çizgisine 5 derece yakındaki bir gezegeni, kuvvet bakımından yakın olduğu eve ait sayan kuralı da kullandım (bu kurala göre, örneğin, Alkabitius 6. evin başlangıç çizgisi Balık burcunda 10° 20′ konumunda ise, Balık burcunun 5° 30′ konumunda iken 5. evin sonlarında yer alan bir gezegeni, etkisi ve işlevi bakımından her iki eve de ait, ama etkinliği [= kuvveti, iş yapma yeteneği] bakımından 6. eve ait sayabiliriz).

Bir bayanın haritasında evlilik potansiyeli olup olmadığı, var ise bunun gecikmeli olup olmadığını anlamak için bir dizi etkeni incelemek gerekiyor. Başlarken hatırlatalım; evlilik, horoskoptaki evler içinde asaleten bir 7. ev konusudur. Diğer evlerin de evlilik konusuyla elbette dolaylı bir bağı olduğu söylenebilir. Örneğin 5. ev flört, romantizm anlatır; evlilikte ve buna doğru ilerleyen bir beraberlikte de romantizm olabilir, ama bu onu tek başına evlilik  yapmaz. Kezâ, evlenince yuva kurarız ve bu da 4. ev ile alakalıdır; bizim ve evlendiğimiz kişinin akrabaları da evlilikte gündeme dahildir ve bunlar da sırasıyla 3. ve 9. evlere aittir. Evlenen kişinin toplumsal statüsü, bir başka deyişle medenî hali değişir; bu ise 10. evi ilgilendiren bir durumdur. Fakat bu gerekçelerin hiçbirisi 7. ev dışında yukarıda sayılan evleri evlilik konusunda ikincil önemde ve dolaylı bir başvuru olmaktan kurtarmaz. Çünkü, evlilik konusunda bu evler asıl değil, talî durumdadır.

Zira evlilik esasen karşı cins ile kurulan birlikteliktir. Astrolojide yükselen (= Asc) ve 1. ev, diğer anlamlarına ek olarak, kişinin kendisini, bedensel varlığını ve genel olarak hayatını anlatır. Yükselene tam karşıt noktada duran 7. ev ise, konumsal karşıtlık nedeniyle diğer şeylerin yanı sıra, karşıda olanı, ötekini, karşı cinsi ve onunla kurulan beraberliği anlatıyor.

Şimdi etkenlere bir göz atalım…

1) 7. evdeki gezegenler

2) 7. ev çizgisinin yöneticileri ve onların durumu (özellikle de kusurları/hasar durumu [affliction])

3) Venüs’ün durumu (asaleti, yerleşimi, arızaları)

4) Güneşin durumu (bulunduğu burç, kötücül etki alıp almadığı, haritanın hangi çeyreğinde olduğu)

5) Yükselen yöneticisi ile 7. ev yöneticisi ve çizgisi arasındaki ilişki (açı, ağırlama, antisyon)

6) Bayanların evliliği ile ilgili arap noktaları

Bu etkenlerin tümüyle incelenip sentezlenmesi gerekir. Sadece bir ikisine bakarak hükme varılmamalı. Hemen belirteyim ki, evlilik konusunda ele alınabilecek etkenler yukarıda sıralananlar ile sınırlı olmadığı gibi, yukarıdaki sıralama bir öncelik de anlatmıyor. Ancak, geçerliliği eski astrologlarca sınanmış ve kaynaklarda yer verilen etkenlerden oluşuyor bu liste. Yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinde bu örnekte değinilmeyen diğer etkenlere de yer verilecek. Bunların yürüttüğüm bu küçük araştırma kapsamında benim de önemine ikna olduğum öncelikli etkenler olduğunu belirtebilirim.

Klasik eserlerde, hiç bir zaman aşağıda verdiğim gibi ayrıntılı ve bütüncül bir sunuma rastlamazsınız. Ben o eserlerde kısaca, bazen kapalı ve çoğunlukla prensip düzeyinde değinilen hususların üzerine giderek, inceledim, klasik prensiplere riayet ederek uyguladım, sınadım ve aşağıdaki gibi sentezledim. Evvelce de belirttiğim gibi, bu yazının son bölümünde daha ayrıntılı ve belki öncelik sırasına da değinen bir etkenler listesi sunmayı umuyorum.

Örneğimizde;

1) 7. evde gezegen yok. Örneğin 7. evde bir Satürn olsa idi bunu bir gecikme ve engelleme etkeni sayacaktık.

2) 7. evin yöneticileri şunlar (7. ev çizgisinin bulunduğu 0° 25′ Boğa noktasına göre):

Aşağıdaki analizde klasik burç ve yücelim yöneticileri, Dorotheus üçlü (triplicity) yöneticileri, Mısır sistemine göre sınır (term) yöneticileri ve Kalde sistemine göre onluk (decan/face) yöneticileri kullanılmıştır.

Venüs: Burç, ikincil üçlü ve sınır yöneticisi olarak o derecenin almuteni olmak sıfatıyla 7. ev çizgisinin en mühim ve başat gezegeni. Venüs gezegeni aynı zamanda evlilik konusunun evrensel belirteci olması nedeniyle bu tür bir incelemede daima özel bir öneme sahiptir.

Ay: Birincil üçlü yöneticisi (Doroteus toprak üçlüsü sıralamasına göre, gece doğumlu kişi için üçlü yöneticileri içinde birincil önemde bu haritada)

Mars: Son üçlü yöneticisi

Merkür: Boğa’nın ilk onluk (decanate / face) diliminin yöneticisi

Önem sırasına göre dizersek: Venüs, Ay, Mars ve son olarak Merkür’ü incelemek gerek.

Şayet yöneticilerden çoğu hasarlı ise, özellikle de bunlar arasında başat yöneticilerden biri (almuten, burç, yücelim yöneticisi) varsa, hasar düzeyine göre evlilik potansiyelinin düşüklüğünden ve/veya yaşanması muhtemel güçlüklerden bahsetmek mümkündür.

Şimdi…

Bir gezegenin işlevini bozan, zayıflatan, saptıran, engelleyen, geciktiren ve zora sokan başlıca hasar, arıza, kusur durumlarını hatırlayalım..

Bir gezegenin;

– düşük veya zayıf (zararda) olduğu bir burçta olması veya peregrin olması,

– güneş ile kare veya karşıt açı yapması, yanık veya güneşin ışığı altında olması,

– kötücül bir gezegen (Mars, Satürn) ile kavuşum, kare veya karşıt açı yapması,

– kötücül ve zayıflatıcı etkisi olan güney ay düğümüne 12 derece dahilinde yakın olması,

– zayıf veya kötü bir evde olması (12,6,8,3,9)

– veya geri (retrograde) hareketli olması halinde, o gezegenin işlevi bozulmuş ve engellenmiştir, ki ben bu duruma hasarlı, kusurlu veya arızalı diyorum. Bir gezegenin başka özel kusurları da olabiliyor, ancak yaygın ve daha etkili olanlar bunlardır. Bazı hallerde belli bir gezegen aynı anda birden fazla kusura sahip olabilir, ki o takdirde bu gezegeni orta veya ağır hasarlı saymak gerekir.

Yönetici gezegenin (özellikle başat yönetici için) dispozitörüne de bu açıdan bakılabilir / bakılması iyi olur.

3) Venüs bu haritada çok önemli. Çünkü:

a) 7. evin başat yöneticisi (hem burç yöneticisi hem de almuteni, yani 7. ev girişinde en fazla güce sahip, bu nedenle de etkisi en fazla dikkate alınması gereken gezegen)

b) evliliğin ve gönül ilişkilerinin evrensel (genel) temsilcisi veya göstergesi / belirteci

Venüs, incelediğimiz haritada 4. ev gibi normalde bir gezegene etkinlik kazandıran bir evde ama geri hareketli ve güneşin ışığı altında (8.5° -17° yakınında). Böylece iki önemli kusuru var Venüs’ün. Ayrıca, Satürn yönetimindeki bir burçta bulunuyor. Satürn ise gecikme ve engel deyince ilk akla gelen gezegendir. Dispozitör durumundaki Satürn peregrin ve retro. Yani o da çift hasarlı; böylece Venüs’ün kusurlu durumunu kısmen de olsa hafifleterek dengeleyecek vasıfta değil.

Venüs’ün bu ağır hasarlı sayılabilecek durumunu diğer yöneticiler ve koşullar toparlayıp dengeleyebiliyor mu, şimdi de ona bakalım…

İkinci sırada Ay var. Ay Akrepte düşük ve Güneş’ten dar orblu bir kare ile hasara uğratılmış. Öte yandan, altmışlık açı ile geciktirici unsur olan Satürn ile ilişkide. Sonuncu ayrıntıyı dikkate almasak bile Ay’ı da ağır hasarlı sayabiliriz.

Önem sıralamasında üçüncü sıradaki Mars’a gelelim: Mars, yönettiği Koç burcunun tam karşısına isabet ettiği için etkinliğini kıran ve bu nedenle zayıf kaldığı Terazi burcunda. Dahası, 12. evde etkisini iyice yitirmiş durumda. Bu da yetmezmiş gibi bir de güney ay düğümü ile 2.5 derecelik bir fark dahilinde kavuşumda. Doğrusu bu, bir gezegen için çok ağır hasarlı diyebileceğimiz bir durum.

Bu koşullar altında son sıradaki Merkür’e bakmaya gerek bile yok aslında, ama tamamlamak adına bakalım.

Merkür zayıf evde (3. ev) ve geciktirici ve engelleyici unsur Satürn ile üçgen açı içinde. Satürn’ün geciktirici, engelleyici etkisini kolayca alıyor; çünkü aynı zamanda onun dispozitörü oluyor Satürn. Yani, Merkür de bir nevi Satürn’ün denetiminde veya güdümünde hareket ediyor.

Görüldüğü üzere, 7. ev çizgisindeki yöneticilerin tümü hasarlı; üstelik, bazısı ağır hasarlı!

Bu koşullarda, örneğimizdeki bayanın haritasının evlilik vaat ettiği pek söylenemezdi. Çünkü 7. evi yöneten gezegenlerin tümü hasarlı. Yukarıda da değindiğim üzere, hasarlı gezegenlerin işlevi bozuluyor, amacından sapıyor, zayıflıyor. Böylece o gezegenler evliliği kolaylaştırma yeteneklerini gördükleri hasarla orantılı olarak yitiriyorlar. Çünkü 7. ev çizgisini yöneten gezegenlerden beklenen fayda evlilik kurmaya yardımcı olmalarıydı. Bunu yapabilmeleri için astrolojik açıdan elverişli koşullarda ve gürbüz olmaları gerekiyor. Fakat öyle değiller ve bu nedenle kendilerinden beklenen amaca tam olarak hizmet edemiyorlar.

4) Güneş’i inceleyelim şimdi de.

Güneş öngörüsel klasik batı astrolojisinde [veya kısaca klasik astrolojide] bayan haritalarında kocayı da anlatır. Ortaçağ astroloğu Guido Bonatti’ye göre, şayet bir bayan horoskopunda Güneş haritanın batı çeyreğinde ise (1-4 evler arası ve bunun simetriği olan 7-10 evler arası) ve Kova burcunun ikinci yarısında ise, bayan ya geç evlenecek ya da evlendiği kişi yaşlı biri olacaktır.

İncelediğimiz haritada Güneş doğu çeyreğinde (bu hanımın iki kez nasibi çıkmış genç yaşlarındayken, ama birinde sözden diğerinde ise nişandan dönülmüş) ama Kova burcunun ikinci yarısında. (Başka burç mevkileri de var gecikme ile alakalı, ama incelediğimiz harita ile ilgisi olmadığı için es geçiyorum; bunlara daha sonra değineceğiz). Bu da evliliğin gerçekleşmeyişinde bir başka neden olabilir.

5) Bu haritada 7. ev yöneticisi Venüs’ün yükselen yöneticisi Mars ile yaklaşan bir üçgen açı yapıyor olması evlilik potansiyeli veya yatkınlığı bakımından uygun bir görünümdür. Bu açı, örneğimizdeki bayanın gençlik yıllarında karşısına çıkan evlilik fırsatlarını izah ediyor olmalı. Mars burada örneğimizdeki bayanı simgeliyor, çünkü onun yükselen yöneticisi. Venüs ise ona yakınlık duyan karşı cinsi; çünkü, 7. evi yönetiyor. Her ne kadar semboller bu örnekte cinsiyet bakımından ters eşleşmiş olsa da bu böyle! (Yani, Mars yükselen yöneticisi eril bir gezegen olarak bu örnekte bayanı, Venüs ise 7. ev yöneticisi dişi bir gezegen olarak ona ilgi duyan erkek partneri simgeliyor).

Venüs yaklaşan bir üçgen açı ile Mars’a yönelmiş, ilgi göstermiş, kucak açmış. Fakat görülen o ki, aradaki uyumlu üçgen açıya rağmen Venüs ve Mars’ın hasarlı durumu ve haritadaki diğer etkenler nedeniyle bu ilişki kalıcı bir beraberliğe dönüşememiş. Venüs’ün özellikle Güneşin ışığı altında olması bu bağlamda pek iyiye yorulmaz. Öte yandan, Venüs’ün geri hareketli olması burada geri çekilme, vazgeçme, kaçınma, bir evlilik bağı (=Venüs) oluşacakken olamaması, geri giden gezegenin simgelediği ve yapması beklenen şeyin tamamına erememesi gibi anlamlara gelir ve öğrendiğime göre gerçekte yaşanan tam da bu olmuş zaten!

Yeri gelmişken belirteyim; esasen eskilerin geri giden gezegenleri zayıf ve kusurlu saymasının asıl nedeni de bu olsa gerek: İşini yapmakta zorlanma. Çağdaş bir benzetme yapacak olursak, geri giden bir gezegeni, çamura saplanmış ve yerinde patinaj yaparak gücünü boşa harcayan, bocalayan veya yol alabilmek için düz yoldaki diğer araçlara oranla çok daha fazla çaba sarf etmesi gereken bir otomobile benzetebiliriz. Venüs’e ey Venüs, sen ne yapmak istersin, senin işin, mesleğin, maharetin, amacın ve fıtratın nedir diye bir soru yöneltsek, bize ben sevmek ve sevilmek isterim; bu ihtiyacımı da arkadaşlıktan evliliğe değin bir dizi eylem ile açığa çıkarmak ve gidermek isterim diyecektir. Çünkü bu onun doğasıdır. Geri giden bir Venüs işte bunu yapmakta zorlandığı için kusurlu (afflicted) ve deyim yerindeyse engellidir (impeded).

6) Son olarak bayanların evliliği ile ilgili özel bir arap noktasına bakalım..

Formül: Asc (yükselen) + 7. ev başlangıcı (cusp) – Venüs

Gündüz veya gece doğumlu fark etmeksizin, Venüs’ten 7. evin başlangıcına kadar ki mesafeyi zodyaktaki derece ve dakika cinsinden bulup Asc’ye ekliyoruz.

İncelediğimiz haritada bu nokta 25 buçuk derece Oğlak’ta ve 3. evde. Şayet bu nokta iyicil bir gezegene açılı ise o bayanın evleneceği ve evliliğinin de iyi olacağına delalet eder diyor eskiler.

Bizim incelediğimiz haritada bu noktaya Ay altmışlık, Merkür ise kavuşum yapıyor (5 derece orb alıyorum). Lâkin, yukarıda izah edildiği üzere, ne Ay ne de Merkür iyi durumda olduğundan, bu konum evlilik açısından ümit verici değil. Kaldı ki, ilgili nokta kendisini kolayca dışa vurabileceği etkin bir evde de yerleşmemiş ve bulunduğu burç bakımından engelleyici Satürn’ün de güdümünde.

Deniyor ki, bu noktanın dispozitörü iyi durumda değilse ve ayrıca Venüs de yanık veya Güneş’in ışığı altında ise veya Satürn tarafından hasara uğratılmışsa, bu bayan evlenmez ve hayatını kendi bildiği gibi yaşar.”

Nitekim, haritamızdaki noktanın dispozitörü Satürn ve hasarlı (retro ve peregrin) durumda. Ayrıca, Venüs de tarife uygun biçimde Güneş’in ışığı altında. Bu ise incelediğimiz haritanın sahibi olan hanımefendinin niçin evlenmediğine dair güçlü bir ek açıklama sağlıyor bize.

Bu vesileyle bir hususu da vurgulayalım: Arap noktaları harita incelemede ikincil önemdedir, ancak ilgili arap noktaları eldeki haritanın vaat ettiklerini (bunlar olumlu veya olumsuz olabilir) destekler durumda olduklarında ihmal edilemez öngörü araçlarıdır. Bu örnekte de ilgili arap noktasının haritanın genel eğilimi olan geç evlenme, hiç evlenmeme, veya evlilikten kaçınma olgusunu pekiştirdiğine tanık oluyoruz.

Buraya kadar sıralanan tüm göstergeler (kriterler), evliliğin gerçekleşmeyişi olgusunu (çok zayıf evlilik potansiyeli) birbirini tamamlayacak biçimde açıklar mahiyettedir. Öyle ki, evlilik konusu dahilinde haritada baskın ve ağırlıklı olan durum, evliliğe karşıt koşulların hakimiyetidir. Bu haritada evliliği destekleyen çok az unsur var ve zaten onlar da diğerlerinin ezici üstünlüğüne boyun eğmiş durumda gözüküyor.

Eldeki haritaya bu gözle 40 sene önce (örneğimizdeki bayan 20 yaşındayken) bakan bir astrolog, rahatlıkla bu kızın evlenmesi çok zayıf bir olasılıktır sonucuna varabilirdi. Çünkü, böyle bir haritanın sahibi ya hiç evlenmez, veya çok geç evlenir, evlense de rahat bir evlilik hayatı olması pek beklenmez.

Buna rağmen son bir kez haritaya göz atalım ve üçlü yöneticiler ile de ayrıca bakalım. Şimdiki amacımız, horoskopa göre şayet evlilik mümkünse (en azından imkânsız gibi değilse) bu bayanın ömrünün hangi döneminde evlilik yapması olasılığının en yüksek olduğunu kestirmek olacak. Bunun için 7. ev çizgisinin üçlü yöneticilerini kullanacağız.

Teoriye göre (astroloji bir teoridir!), üçlü yöneticilerinden her biri hayatımızın üçte birlik bir kısmı üstünde söz sahibidir. Bu gezegenlerin uzun erimli bir yöneticilik işlevi vardır da diyebiliriz. Örneğimizdeki bayan gece doğumlu olduğu için (yani Güneş’in batmasından sonra doğduğu için), üçlü yönetici sıralaması Ay, Venüs, Mars şeklinde. Çünkü 7. ev çizgisi toprak üçlüsüne ait bir burç olan Boğa’ya isabet ediyor. Toprak üçlüsünün Dorotheus sisteminde yönetici gezegenleri gündüz doğumlu kişiler için sırasıyla Venüs, Ay ve Mars şeklindedir. Şayet kişi gece doğumlu ise ilk iki yönetici yer değiştiriyor, sonuncusu yerini koruyor.

Normalde bu yöntem uygulanırken eski astrologlar önce ömür süresini hesaplar, sonra da buldukları rakamı 3’e bölerlermiş. Ancak, bu yöntemi hızlıca kullanabilmek için, pratik maksatlarla çağımızdaki ortalama insan ömrü süresi kabaca 75-80 yıl alınarak, her üçte birlik dönemin 25-27 yıl dolayında olduğunu varsayabiliriz. Biz kolaylık olması açısından bu örnekte her üçte birlik dönemi 25 yıl alacağız.

O halde, örneğimizdeki bayanın 7. evinin 0 – 25 yaş aralığı Ay, 25 – 50 yaş aralığı Venüs, 50 + yaş dönemi ise Mars hakimiyetinde olacak.

Yukarıda Ay ve Venüs döneminde bir evlilik gerçekleşmediğini gördük. Nitekim, gerek Ay ve gerekse Venüs oldukça hasarlı durumda olduklarından buna şaşırmıyoruz. Yeniden bakarsak, Ay düşük olduğu Akrep burcunda olduğu için güçsüz. Ev yerleşimi bakımından çok iyi durumda, çünkü 1. evde, ancak Güneş ile de kare açı içinde hasara uğramış. Güneş aynı zamanda erkek eşi veya eş adayını da temsil ettiği için Ay ile açısal bir ilişki içinde olması olmamasından iyidir aslında. Ay’ın hem 1. evde güçlü yerleşmiş olması hem de Güneş ile açı içinde olması bir ilişki potansiyeli getirmiş, fakat kare açının bozucu etkisi ağır basmış olmalı ki, ilişkinin devamı gelmemiş ve evliliğe dönüşemeden ayrılıkla bitmiş. Kare açının astrolojide iki gezegen arasında çatışma, sürtüşme, uyumsuzluk anlatan gerilimli bir açı türü olduğunu söylemeye gerek yok. Ay ve Güneş’in astrolojide genel olarak kadın ve erkek simgesi olduğunu, bu ikisi arasındaki kare ve karşıt açıların hem erkek, hem de kadınların haritalarında, evlilikteki bazı zorlukları (anlaşmazlık, geçinememe vb.) da sembolize ettiğini belirtmek isterim.

Örneğimizdeki bayan 25 yaş sonrası Venüs döneminde de bazı teklifler almış olabilir. Çünkü 7. evin ve ayrıca ikinci üçte birlik dönemin yöneticisi durumunda olan Venüs, astrolojide Güneş ile beraber bir diğer eril simge olan Mars ile üçgen açı yapıyor. Ancak Venüs’ün pek iyi durumda olmadığını daha önce gördük: Güneşin ışığı altında, geri hareketli ve engelleyici Satürn’ün güdümünde. Bu örnekte Venüs’ün 4. ev gibi orada bulunan gezegene güç kazandıran bir evde olması da durumu kurtarmaya yetmemiş. Tek örnek üstünden bir hükme varmak doğru olmaz gerçi, ama bunu, evlilik belirteci olan bir gezegenin hasar durumunun ev konumundan daha önemli olduğuna dair bir işaret sayabiliriz belki.

Peki bu hanımefendi hayatının son baharında bir evlilik yapabilir mi? Bunun için 7. ev çizgisinin son üçlü yöneticisi olan Mars’a bakmalıyız. Mars oldukça zayıf ve engelli durumda. Zira, güçsüz olduğu Terazi burcunda ve etkinliğin en düşük olduğu 12. evde (3,6,9,ve 12. evler orada bulunan bir gezegen için zayıflatıcı olduğu kadar geciktirici etki de yaparlar); dahası, kötücül Güney Ay Düğümü ile de yakın bir kavuşum içinde. Bu, bir gezegen için astrolojik açıdan çok kötü bir yerleşim. Gerçi Venüs ile Mars arasında uyumlu bir üçgen açı var. Buna dayanarak, her şeye rağmen bir ilişkinin mümkün olduğu teorik olarak söylenebilse de, hem Mars hem de Venüs’ün zayıf ve hasarlı yerleşimleri nedeniyle, bir ilişki başlasa bile bunun kalıcı bir beraberliğe dönüşme ihtimalinin önceki dönemlerden daha düşük olduğu da açık. Kaldı ki, dönem yöneticisi Mars, Terazi gibi, evliliği desteklese de kalıcılığı desteklemeyen hareketli bir burçta yerleşmiş.

Sonuç olarak, şayet yazgısı başka türlü değilse, haritasındaki verilerden hareketle bu bayanın hayatının son dönemini de bir evlilik yapmadan sürdürmesini bekleyebiliriz.

İkinci örneğimize geçmeden önce, bazı okuyucuların aklına takılabilecek bir soruya da açıklık getireyim.

Denebilir ki, İyi, güzel de; sen burada bir öngörü yapmadın ki! Örnekteki bayanın 60 yaşında ve evlenmemiş olduğunu zaten biliyorsun. Doğru. Fakat, buradaki maksadımız zaten öngörü yapmak değildi; şayet bir genç kızın haritasına dayalı olarak onun evlilik potansiyeline dair bir öngörü yapacak olsaydık bunu nasıl yapacağımızı örneklemekti. Kaldı ki, evvelce de değindiğim gibi, haritasını analiz ettiğimiz bayan 18 yaşında olsaydı da bu harita için aynı şeyler söylenecekti!

…devam edecek

Copyright © Hakan KAYIOĞLU

Link kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.

11.04.2010

 

7 Yorumlar

  1. Merhaba,
    Astroloji danışmanlık almak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Yardımcı olursanız sevinirim.

  2. ben de horoskopumu çıkarmak istiyorum bilgilerimi versem benimkini de yorumlayabilirmisiniz?

    • Merhaba, şu linkten haritanızı çıkarabilir, temel bilgileri okuyarak kendi haritanızı da gökcismi-burç-ev senteziyle yorumlayabilirsiniz.

  3. safiye

    Benimde horoskopumu çıkartıp yorumlayabilirmisiniz

  4. sedef çilesiz

    Hakan bey evlilik konusuna devam edeceğinizi belirtmişsiniz… ancak devamını görmedim… Mümkünse lütfen devamını da yayınlayabilir misiniz..

    Saygılarımla…

  5. yasemin özgiray

    merhaba,
    evlilik ile ilgili olarak astrolojiye danışmak istiyorum..makalenizi okudum…bana yardımcı olabilir misiniz?
    saygı ve sevgiyle

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.