BİR BURÇ MASALI (EPISODE 1) ( BAŞLANGIÇ)

Spread the love

 

bir-burç-masalı
Burçlar bir gün yeni bir hayat kurmak amacıyla toplanma kararı almışlar. Herşeyden, herkesten uzak, yeni bir başlangıç… Buluşma yeri olarak medeniyetin olmadığı, daha önce hiç kimsenin uğramadığı dağlarla, tepelerle, dağlarla, denizle, tüm doğa harikalarıyla bezenmiş bir yermiş burası…

İlk gelen Koç olmuş. Tabi diğerlerini beklerken sıkılmış ve etrafta biraz takılayım diyerek dolaşmaya çıkmış.

Boğa; içinde aletlerinin, takım çantasının, baltasının vs. ıvır zıvırlarının olduğu yük arabasını çeke çeke buluşma noktasına gelmiş. Tabi yük arabasının üstünde oturan ikizlerin, arabanın içindekileri karıştırıp ne işe yaradıklarını sormasına dayanan ve kafa şişiren sohbetlerini dinleyerek…

Sonra Yengeç çıkagelmiş, Boğa ve İkizleri görünce rahatlamış, fakat Koç’u göremeyince ağzından çıkan ilk söz endişeli bir ses tonuyla “Koç Nerdeee!!” olmuş. Boğa düşünmüş… düşünmüş…tam “Daha gelmedi herhalde” diyecekken, sessizlikten sıkılan İkizler lafa atlamış ve “Daha gelmedi” demiş. Devam etmiş “Sen nasılsın? Bak burada Boğanın oyuncakları var. Bak bu balta; odun kesiyorsun, bak bu kazma; toprağı kazıyorsun….” diye anlatmaya başlamış…

Yengeç durmuş düşünmüş “acaba diğerleri nerelerde, başlarına kötü bir şey gelmemiştir inşallah” diye düşünüp evhama kapılmış…

Arkadan gelen “Eyy Ahaliii!! Nasılsınız!!” diye gürleyen bir ses herkesin ilgisini çekmiş ve bir bakmışlar ki Aslan sırıta sırıta, kendinden emin adımlarla onlara doğru, kollarını sanki hepsini aynı anda kucaklayacakmış gibi iki yana açmış geliyor…

Boğa içinden “Artiz” diye geçirirken başıyla ufak bir selam vermiş. Yengeç “Hoş geldin, bende sizin için endiş…” derken İkizler aradan sıyrılıp Aslanın boynuna “Hoşgeldiiin” diyerek atlamış ve devam etmiş “Bak Boğa neler getirmiş, Yengeç diğerleri için çok endişeli, Koç da ortalarda yok!”.

Aslan “Koooooç!” diye bağırmaya başlamış gür sesiyle… Bir süre sonra Koç ortaya çıkmış ve “Ne var?” demiş cevap bekler bir ifadeyle… Yengeç sinirlenmiş ve “Ne mi var!? Senin için ne kadar endişelendim biliyor musun!? Nerelerdesin sen, neden haber vermiyorsun?” diye çemkirmeye başlayınca araya Aslan girmiş “Dur Yengeç bir sakin ol, etrafta dolaşmış gelmiş işte… Hem endişelenme artık, diğerlerini de buluruz birazdan” diyerek Yengeç’i sakinleştirmeye çalışmış…

Bu arada Koç’u gören İkizler de sevinmiş ve “Hoşgeldiin! Sen yokken neler oldu bir bilsen…” diye başlayacakken Aslan İkizleri bir el hareketiyle susturmuş ve Koç’a dönerek: “Diğerleri şu tarafta olabilirler, git bir bak bakalım, bulduklarını buraya getir” demiş… Boğa, arabadan indirdikleri arasında hamağını ararken, kenara koyduğu pala Koç’un dikkatini çekmiş ve “Bunu ödünç alıyorum” deyip yola koyulmuş… Boğa öfkelense de Koç çoktan ordan uzaklamış…

Koç, Boğadan aldığı pala ile yolunu açarak ormanda ilerlerken, az kalsın Başak’ın kelleyi götürüyormuş, son anda farketmiş… Bir bakmış ki Başak, bir salyangozu izliyor ve elinde kağıt-kalem notlar alıyor… Kendisini farketmeyen Başak’ı dürtmüş ve “sen burda napıyorsun? Buluşma noktasında seni bekliyorlar” demiş ve ne yöne gitmesi gerektiğini söylemiş… Başak da: “Tamam, az bir işim kaldı onları da halledip gidiyorum birazdan” demiş…K oç tamam deyip yola koyulmuş tekrar…

Az ilerde üstüne başını temizlemeye, çeki düzen vermeye çalışan Terazi’yi görmüş… Gördüğü güzellik karşısında adeta büyülenmiş gibi olan Koç’un kalbi güp güp atmaya başlamış… Hemen yanına koşmuş ve onu tutup yerden kaldırmış… İyi olup olmadığını hem sormuş hem de anlamayan çalışan gözlerle Terazi’yi baştan aşağı süzmüş…Gördüğü ilgi hoşuna giden Terazi “Bütün üstüm başım pislendi, buruştu, hem burada böcekler de var, en kötüsü de sen gelene kadar burada yalnız olduğumu sanıyordum, seni gördüğüme o kadar çok sevindim ki!” diyerek Koç’un boynuna sarılmış. Halinden memnun olan Koç: “Diğerleri ileride, bazıları daha gelmediler, ben de o gelmeyenleri arayıp buluşma noktasına yönlendiriyorum, sen kendin gidebilir misin? Ya da istersen seni oraya kadar taşıyabilirim!” demiş… Terazi, Koç’un bu son söylediğinden çok etkilenmiş. “Fakat diğerlerinin de bulunması lazım… Benimle aynı, hatta daha kötü durumda olanlar vardır belki… Koç bana yardım ederse onları arayamaz, ben bulundum onlar bulunmadı olur, bu da çok adaletsiz olur… Öte yandan benim de buluşma noktasına gidebilmem için yardıma ihtiyacım var… OOOffff ne kadar zor bir karar vermem lazım gene!” diye sesli düşünmüş… Gülümseyen Koç “Önce seni buluşma noktasına taşıyayım, sonra da ötekileri aramaya devam edeyim, zaten gideceğimiz yer çok yakın diyerek Terazi’yi rahatlatmış. Terazi, Koç’u daha öncede görmüş olmasına rağmen, çok daha farklı tanıyormuş… Uzaktan gördüğü kabalığın arkasındaki fedakarlık, Terazi’nin fikirlerini değiştirmeye başlamış Koç’un sırtında ilerlerken…

Buluşma noktasına geldiklerinde, Terazi’yi Koç’un sırtında gören Aslan hemen laf atmış “Ooooo, prenses de sonunda teşrif ettiler… Hemde prenslerinin sırtında!” dedikten sonra kocaman bir kahkaha patlatmış…

Yengeç: “Senin için çok endişelendim”, İkizler: “hoş geldin, sen yokken burada neler oldu, bak burada neler var” diyerek karşılamışlar… Boğa ise hamağında uyuyormuş.

Birden Koç’un aklına Başak gelmiş ve gelip gelmediğini sormuş, gelmediğini öğrenince, hemen Terazi’yi bırakıp Başak’ı en son gördüğü yere doğru koşmuş… Ve vardığında Başak hala salyangoz izliyor, not tutuyormuş… Dürtüp “Hadi kalk, salyangozunu da al, not almaya diğerlerinin yanında devam edersin” demiş. Hala not almaya devam eden Başak “tamam” demiş ama yerinden kalkmamış… Koç çok kızmış ve Başakın elinden notlarını bir hışımla çekip almış ve “Ayağa kalk ve hemen toparlanmaya başla!” diye bağırmış. Şaşkına uğrayan Başak toparlanmaya başlamış söylene söylene. Çantasını sırtına geçirmiş, Koç da notlarını ona geri vermiş “Bu taraftan gideceksin!” demiş ters ters… Başak da söylene söylene yola koyulmuş…

Koç yoluna devam ederken karşıdan, sırtında bir geyik leşi taşıyan Yay’ı görmüş, Yay el sallamış gülümseyerek. Koç da gülümseyerek karşılık vermiş: 1neden geç kaldığın belli oluyor” demiş memnun bir tavırla… “Bizimkiler şu taraftalar”… Yay, kendinden emin bir tavırla gülümseyerek biraz etrafına bakmış ve “Biliyorum” deyip selam vererek yoluna devam etmiş…

Koç biraz daha dolaşmış fakat başka kimseyi bulamamış ve dönüş yoluna koyulmuş… Buluşma noktasında sohbet, muhabbet devam ederken, tepeden taşlar yuvarlanmaya başlamış. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken Oğlak ortaya çıkıvermiş, soğuk bir selam verip oturmuş. Aslan gülerek “sen neden o yoldan geldin ki?” diye sormuş, Oğlak “Başka yol mu var?” diye gene sert bir cevap vermiş, Aslan: “Biz şu patikadan geldik..”, Oğlak: “Siz de hep kolaya kaçıyorsunuz!”…

Kısa bir sessizlikten sonra pata pata diye ne olduğunu anlamadıkları bir ses duymuşlar. Yukarı baktıklarında ise Kova, enteresan bir alete binmiş uçuyor… Kova “Ben geldiim!! Açılın oradan, şu boşluğa ineceğim” demiş ve inişe geçmiş..

Yengeç bir yandan çoğunun burda olmasına sevinirken bir yandan da Akrep nerede kaldı diye düşünmeye başlamışken; gözü çalılıklara takılır ve uzun süredir aslında orada durmakta olan Akrep’i farkeder ve: “Sen orada ne yapıyorsun?” diye seslenir. Artık herkes tamamdır… Balık hariç…

Yengeç “İnşaallah Balık kaybolmamıştır…”diye Balık’ı düşünmeye başlar…

 

Yazının 2. bölümü için lütfen tıklayınız: http://www.astroturkiye.com/bir-burc-masali-baslangic-2/

 

Barış Ceylan

Astroloji Türkiye öğrencisi

22 Eylül 2015 / Bursa

3 Yorumlar

  1. Ahahaha yaaaaaa aynı anlatmışsınız burçları yaaa. Ay bu kadar güzel temsil edilebilirdi yani. Balık da her zamanki gibi sona kalmış yetişmemiş ahahahah :D

  2. Çok güzel olmuş :)))

  3. Bayıldım yaaaaa.müthiş bir hikaye olmuş.devamını bekliyoruz cabucak

Trackbacks/Pingbacks

  1. BİR BURÇ MASALI (BAŞLANGIÇ) (2) | ASTROLOJİ TÜRKİYE - […] İlk bölümü okumak için lütfen tıklayınız: http://www.astroturkiye.com/bir-burc-masali-episode-1-baslangic/ […]

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.