PROFEKSİYONLAR – 1 BÖLÜM – I: Yıllık Profeksiyonlar

Spread the love

 

 

2

Profeksiyon terimi, ilerlemek/ilerletmek, hareket etmek/ettirmek anlamındaki Latince profectio sözcüğünden gelmektedir [1]. Kaynağı Helenistik döneme kadar uzanan bu eski teknik, sonraki Ortaçağ ve Rönesans dönemi astrologları için de vazgeçilmez öngörü araçlarından birisiydi. Birkaç asır önce batıda astrolojinin gözden düşmesiyle birlikte, diğer pek çok bilgi gibi, profeksiyonlar da unutulan tekniklerden biri olmuş, ancak 1970’li yıllardan itibaren Robert Zoller, Robert Hand ve Robert Schmidt’in eski kaynakları İngilizceye çevirmeleri ve bulgularını öğrencileri ve astroloji camiasıyla paylaşmaları sayesinde yeniden gün yüzüne çıkmıştır.

Zodyak veya burçlar kuşağı dediğimiz çark-ı felek, dünyanın kendi etrafındaki dönüşü nedeniyle [2], dünya üstünde seçtiğimiz sabit bir coğrafî konumun doğu ufkundan sırayla geçiş yaparak yükselir. Doğduğumuz anda doğum yerimizin doğu ufkunda yükselmekte olan burca “yükselen burç” denmesinin nedeni budur. Bu dünyaya doğarak hayata adım atarız. O nedenle, doğduğumuz anda doğu ufkundan yükselen ilk burç bizim birinci evimiz ve burcumuz olarak hayatımızı, başlangıcımızı, bedensel varlığımızı ve içine doğduğumuz koşulları simgelemiştir. Burası, 1. ev veya Yükselen (=ASC), etrafımızı kuşatan dünyayı ve içine doğduğumuz koşulları seyrettiğimiz bize özel bir penceredir sanki. Çünkü biz etrafımızdaki dünyayı o pencerenin bize sağladığı bakış açısıyla görürüz.

Alcabitius, Placidus, Regiomontanus ve benzeri sistemlere göre “ev” dediğimiz bölümlere ayrılabilen horoskopumuz ise, doğum anımızdaki gökyüzünün bize GÖRE, bizim perspektifimizden gözüken bir tür fotoğrafıdır ve şayet aynı yerde ve dakikada doğan başka birisi yoksa, tıpkı parmak izi gibi eşsiz ve bize özeldir. Kişisel horoskopumuzun işte bu özelliği sayesindedir ki, çark-ı feleğin bizim için neler sakladığı ve vaat ettiğini, dünya feleğin çemberinden geçerken “bize özel” ne gibi olaylarla karşılaşabileceğimizi bir yere kadar anlamak ve kestirmek mümkün olabiliyor.

Aşağıda ana hatlarını okuyacağınız ve sitemizde ileride de bahis ve örneklerini sıkça göreceğiniz profeksiyonlar, yaklaşık 5 yıldır yoğun biçimde denedikten sonra hiç kuşkusuz diyebilirim ki, şayet öncesinde haritamızdaki vaatlerin (potansiyel) neler olduğunu doğru çözümlemişsek, bunların ne zaman ve ne şekilde açığa çıkacağını öngörmede ve geçmişte yaşadıklarımızı niçin o zaman ve o şekilde yaşadığımızı anlamada başvurabileceğimiz en kıymetli, basit, fakat bir o kadar da gizemli tekniklerden biridir! Kanımca bunun nedeni, profeksiyonların basit bir evirip çevirme yoluyla doğrudan doğruya doğum haritamızı temel alması, hattâ onun ta kendisi olmasıdır.

Lafı daha fazla uzatmadan profeksiyonların ne olduğu ve nasıl uygulandığını anlatalım.

Profeksiyonların temelinde 1 yıl = 1 ev = 30 derece denkliği vardır [3]. Ev kaydırma işlemi bu anahtara göre yapılmaktadır. Profeksiyonlar daima doğum günü ve saatinden bir sonraki doğum günü ve saatine kadar geçerlidir. Örneğin, bir kişi 10 Nisan saat 14:05’de doğmuşsa ve profeksiyonu bu yıl 10 Nisan 2010 saat 14:05’te diyelim ki 10. eve isabet etmişse, tam 1 yıl sonra 10 Nisan 2011’de saat 14:05’ten itibaren profeksiyon 11. eve geçecek ve bu kişinin 11. ev profeksiyonu başlamış olacaktır.

Doğduğumuzda sıfır yaşındayız ve hayatımız Yükselen ile simgelendiği için 1. evdeyiz. Tam 365 gün sonra yeni yaşımıza basıyoruz ve ASC’yi bir ev kaydırarak şimdi 2. evdeyiz. Bu şekilde devam edersek, ASC, 10. yaşımıza bastığımızda 11. evde, 11. yaşımıza bastığımızda 12. evde ve nihayet 12. yaşımıza bastığımızda tekrar 1. evde oluyor. Diğer yaşlar için de aynı sıralamayla devam ediyoruz. Kolayca görüleceği üzere, profekte ettiğimiz, yani kaydırdığımız ASC her 12 yılda bir tekrar natal haritadaki yerine geri dönüyor. Böylece, profeksiyon 12, 24, 36, 48, 60, 72, 84, 96 yaşımızda her defasında natal yükselenimizle örtüşüyor.

Benzer şekilde 6 yaşımıza bastığımızda 7. Eve geliriz. 12’şer yıl eklemelerle 18, 30, 42, 54, 66, 78, 90 yaşlara basıldığında da kaydırılmış ASC hep natal 7. eve isabet eder. Bu rakamlar, profeksiyonları kafadan hesaplarken de bize kolaylık sağlar. Şöyle ki, bu yıl 43 yaşına basmış birisinin profeksiyon evinin hangisi olduğunu hesaplarken 42 yaşın 7. ev olduğunu bilerek, 43’ün 8. ev olduğunu kolayca görürüz. Bu amaçla aşağıdaki tablodan da yararlanabilirsiniz. Sol baştaki sütunda ev numaraları Romen rakamlarıyla verilmiştir. Tablodaki rakamlar ise hangi yaşta olduğumuzu gösteriyor. Örneğin 43 yaşındaysanız (girdiğiniz yaş), tablodan 43’ün bulunduğu satırın başındaki ev numarasının VIII. Ev olduğunu kolayca görebilirsiniz.

 

Tablo A: Yaşa Göre Profeksiyon Evini Gösteren Tablo

Untitled-1

Profeksiyonları uygularken sadece ASC’yi değil, diğer evlerin tümünü kaydırabilirsiniz. Natal haritanın evlerindeki gezegenleri, hattâ şans noktası ve diğer arap noktalarını da kaydırabilir, firdaria gezegenleri ve güneş dönüşü haritalarıyla birlikte de kullanabilirsiniz.

Profeksiyonda gelinen evin başlangıç çizgisinin (kasp) ve onun yönetici gezegeninin “360 derece = 365 gün” ve “30 derece = 365 gün” gibi anahtarlara göre ilerletilebilmesi de mümkündür. Profeksiyona dayalı olan ve pek bilinmeyen bu özel ve dinamik ilerletim tekniğine kısaca PİT, “profeksiyonel ilerletim tekniği” diyoruz.

Bu konulardaki ileri uygulama örneklerine daha sonraki yazılarımda yer vereceğim. Şimdilik, bir doğum horoskopundaki tüm elemanların statik veya dinamik olarak profeksiyona tabi tutulabildiğine değinmekle yetinelim.

Robert E. Zoller, Bonatti gibi kimi eski astrologların profeksiyonları daha ziyade güneş dönüşü haritalarıyla birlikte ve ona yardımcı mahiyette kullandığına değinmekte; ancak, 1970’lerden beridir kendisi dahil, bu tekniği başarıyla kullanan diğer klasik astrologların profeksiyonları müstakil biçimde kullanarak da çok isabetli öngörüler yapabildiğini belirtmektedir [4].

Ben de bu değerli tesbiti ve tecrübeyi ciddiye alarak önce kendi haritamda, sonra da tanıdıklarımın haritalarında geçmişteki olayları incelediğimde, tekniğin gerçekten de geçmişte olup biteni şaşırtıcı bir isabet ve doğrulukla betimlediğini gördüm.

Aşağıdaki anlatım ASC’nin kaydırılmasına ve profeksiyonların müstakil kullanımını anlatmaya yöneliktir ve kanaatimce bunun profeksiyon konusuyla yeni tanışanlar için anlaşılması ve uygulanması daha kolaydır.

Uygulama adımlarına geçmeden önce, hangi ev sistemini kullanıyorsak kullanalım (ben natal horoskopu çözümlerken Alcabitius ve Tümburç’u birlikte kullanıyorum), profeksiyonlarda Tümburç ile de haritayı ayrıca incelemenin bize kimi zaman ek bilgiler sunduğunu söyleyebilirim. Tümburç kullanmanın başlıca yararı, tecrübelerime göre, özellikle haritada kapalı bir ev [5] veya burç [6] olduğu durumlarda ortaya çıkıyor.

 

Örnek 1 – Hakan Kayıoğlu:

Şimdi bir örnek ile profeksiyonları adım adım nasıl uyguladığımızı anlatalım. İlk örnek olarak kendi doğum bilgilerimi (19.03.1964, Samsun, saat 07:29:49) ve bu yılı alacağım. Haritayı Alcabitius ev sistemiyle çıkardım.

Öncelikle içinde bulunduğumuz profeksiyon yılını tesbit ederiz: 2010

Profeksiyonel yıl daima incelediğimiz yıldaki doğum günü ve saatimizde başlayıp, bir sonraki doğum günü ve saatine kadar geçerlidir. O halde, 2010 yılındaki profeksiyon 19 Mart saat 7:30’da başlayıp, 19.03.2011 saat 7:30’a kadar tam bir yıl sürecek.

ASC’nin 2010 yılında hangi eve isabet ettiğini buluruz. Bunun için 19 Mart 2010’da kaç yaşıma bastığımı bulmalıyım.

2010 – 1964 = 46 yaşıma basmışım. 12’nin 46. yaşa en yakın tam katı olan 48 yaşıma bastığımda ASC’de olacağıma göre, bunun 2 yıl gerisindeyim. Yani, 48 = ASC =1 ise, 47 = 12, 46 = 11. ev olur. Bunu yukarıdaki tablodan da kolayca elde edebilirsiniz.

Profeksiyonda ASC’nin geldiği ev ve o evin yönetici gezegeninin haritamızda bulunduğu natal ve göreceli evler o yılın başlıca gündemini verir. Ayrıca, yılı yöneten gezegenin horoskopta yöneticisi olduğu diğer evler de gündeme dahildir. Şayet varsa, ASC’nin profeksiyonda geldiği ev çizgisine düşen burcun yücelme yöneticisi ve onun bulunduğu eve bakmak da ek bilgi sağlayabiliyor.

Yücelme yöneticilerinin, doğası, zodyaktaki durumu ve natal haritamızdaki durumuna göre olumlu veya olumsuz anlamda hayatımızdaki dramatik gelişmelerle, iniş ve çıkışlarla, yoğun, abartılı ve/veya aniden gelişen olaylarla ilgisi olduğu tesbit edilmiştir.

Bu yılki profeksiyon 11. eve isabet ettiğine göre, bu ev ile ilgili konular öne çıkacak ve yılın geneline hakim olacak: Plan ve hedefler, umut ve beklentiler, arkadaşlar, gruplar, toplantılar.

Alcabitius’ta 11. evi Kova burcu kestiğine göre, yıl lordu Satürn. Fakat Tümburç’ta 11. ev Balık burcudur. Balık burcu benim haritamda Alcabitius ev sistemine göre kapalı burç durumunda. Bu durumda Balık burcunun yöneticisi Jüpiter’i de ihmal edemeyiz. Önce Satürn’ü alalım: Satürn deyince akla zorluklar, engel ve gecikmeler, sorumluluklar, korku ve kaygılar, çok çalışma, yorulma ve yıpranma gelir. Satürn natalde 11. evde, ayrıca 9. ve 10. evlerin burç yöneticisi ve 6. evin de yücelme yöneticisi. Satürn doğasındaki ve karakterindeki olaylar bu evleri etkileyecek demektir.

Satürn’ün profeksiyonel (= göreceli) ev konumu ve yöneticilikleri ise şöyle: Profeksiyonun 1. evinde bulunuyor, 12 ve 11. evleri burç bakımından, 8. evi ise yücelme bakımından yönetiyor. Satürn profeksiyonda 1. evde bulunduğu için, yönettiği evlerin konu ve anlamlarını 1. eve taşıyacak, bu nedenle o konular bu yıl gündemime girecek demektir.

Yıllık öngörü için profeksiyonları incelerken, tıpkı güneş dönüşü haritalarında yapıldığı gibi, göreceli profeksiyonel ev konumlarından oluşan natal haritayı yıllık profeksiyon haritası – YPH olarak adlandırıp, müstakil bir öngörü horoskopu olarak da kullanabiliriz. Şöyle ki:

Doğum haritasının evlerini profeksiyonel evlerden ayırt etmek için natal evleri N ile, profeksiyonel evleri de P ile gösterirsek, bu yıl P1=N11 oluyor. Bir başka deyişle, profeksiyonun 1. evi natalin 11. evi ile örtüşüyor. Şimdi işaret parmağımızı natal 11. evin üstüne koyup, 1 dedikten sonra diğer evleri de buna GÖRE yeniden numaralandırabiliriz. Böylece;

P1=N11 ise, P2=N12, P3=N1, P4=N2, P5=N3, P6=N4, P7=N5, P8=N6, P9=N7, P10=N8, P11=N9, P12=N10 olacaktır.

Bu kodlar ve rakam kalabalığı sizi bunaltmasın. Yaptığımız şey yalnızca basit bir sayma ve yeniden numaralandırma işleminden ibaret. Dilerseniz, ilgilendiğiniz doğum haritasının bir çıktısını alıp, ilgilendiğiniz bir yıl için profeksiyonel 1. evin hangi natal eve isabet ettiğini belirleyip üzerine 1 yazdıktan sonra, saatin tersi yönünde (=burç sırasına göre) ilerleyerek diğer tüm evleri sırasıyla 2, 3, 4,…,11, 12 şeklinde yeniden elle numaralandırabilir, böylece her defasında yeniden saymaktan, o yıl profeksiyonun hangi evi natalin kaçıncı evine isabet ediyor diye hesap yapmaktan kurtulabilirsiniz.

Bu şekilde elde ettiğimiz Yıllık Profeksiyon Haritası’nı o yıl için natal haritamız sanki buymuş gibi de okuyabilir, sonra bunları natal haritamız ile ilişkilendirip sentezleyerek yeniden yorumlayabiliriz.

ASC’nin incelediğimiz yılda isabet ettiği natal ev ve onun yönetici gezegeninin bulunduğu evin temel anlamlarının alınmasını önermiştik. Ancak, bu evler ayrıca göreceli anlamları bakımından da gündeme gelirler. Her 12 yılda bir profeksiyon aynı eve gelir ve hayatımızda bazı tekrarlara, benzer konu ve gelişmelere tanık oluruz. Fakat, horoskop üstündeki tekerrür, aynı zamanda o evin göreceli anlamlarından biri veya birkaçını da karşımıza çıkarır. O nedenle, öngörü yaparken veya geçmişteki olayları incelerken bu hususa da çok dikkat edilmesi gerekir.

Örneğin belli bir yılda profeksiyonda ASC 5. eve isabet etmiş olsun. 5. ev temel anlamı bakımından keyif ve eğlencedir, çocuktur. O yıl belki bir çocuğunuz olacak veya zaten varsa çocuklarınızla ilgili konularla daha yakından ilgilenmek zorunda kalacaksınız, evli değilseniz belki gönlünüzü birisine kaptıracaksınız.

Fakat 5. ev aynı zamanda 4. evin 2. Evidir ve 10. evin 8. evidir. Ayrıca, 11. evin 7. evidir ve saire. O nedenle, o yıl veya tam 12 yıl önceki veya sonraki aynı profeksiyonda bir de bakmışsınız ki, bir apartman dairesi satın almış ve onu kiraya vererek gelir elde etmeye başlamışsınız! (5. ev = 4. evin 2. evi). Belki de anneniz veya patronunuzu veya işinizi veya itibarınızı bir 5. ev profeksiyonunda kaybettiniz! (5. ev = 10. evin 8. evi). Belki de o yıl bir arkadaşınız evlenir, kim bilir?! (5. ev = 11. evin 7. evi).

Ev örtüşümlerini incelemek de çok bilgilendiricidir. Çoğu zaman sadece bu örtüşümlerin bile o yıl yaşadıklarımız veya şayet öngörüsel çalışıyorsak, o yıl yaşayabileceklerimiz hakkında şaşırtıcı bir basitlik ve doğrulukta bilgiler sunduğunu defalarca tecrübe etmişimdir. Buna dayalı bir yorum yaparken evlerin temel ve göreceli anlamlarını ve varsa o evdeki gezegeni de dikkate almak, evlerin anlamları ile basit ve yaratıcı cümleler kurmak gerekiyor.

Örneğin 2005 yılındaki profeksiyonda ASC natal 6. evime isabet ediyordu. 6. ev temel anlamı bakımından aslında hizmet demektir. Hizmet ve hizmetçiler. Aldığımız ve verdiğimiz hizmet. Bu evi hizmet kapsamındaki her türlü iş ve işçilik olarak daha genel anlamda düşünmek işimizi kolaylaştırır. Bu kapsamda, örneğin eve çağırdığımız bir tamirci, su tesisatçısı, boyacı da 6. ev ile irtibatlı bir kişidir.

Bu durumda, 2005 yılında profeksiyonun 4. evi natal 9. ev ile örtüşür. Fakat 9. ev = 6. evin 4. evi veya 4. evin 6. evidir: Evin tamirat ve tadilatı = ev için alınan hizmet! Natal 9’da ise tradisyonda olumsuz kabul edilen güney ay düğümü var. Profeksiyonun 4. evi (= mesken, konut, oturduğum ev) o yıl natalin 9. evi (= evin tamirat ve tadilatı) ile örtüşüyordu ve o evde kötücül bir unsur olan güney ay düğümü de var. Ne oldu dersiniz?

Oturduğumuz apartman dairesinde 2005 yılında su sızıntısı nedeniyle banyoda kapsamlı bir tadilat yaptırmış ve çok güzel oldu diye de sevinmiştik. Birkaç hafta sonra alttaki komşu tekrar su sızdığını haber verince moralimiz sıfıra indi. Tüm tadilat ve yaptığımız masraf boşa gitmişti. Su sızıntısının eski borulardan kaynaklandığı tahmin ediliyordu ve bunun yerini tesbit etmek için banyodan mutfağa kadarki koridorun ve banyonun bir kısmının yeniden kazılması, borunun yenilenmesi ve yeniden üstünün kapatılması gerekmişti. Bu olayları yaşayınca, acaba 12 yıl önce de buna benzer bir şey oldu mu diye hafızamı yokladığımda, daha önce yaşadığım yerde 1993 yılında bir eve taşındığımızı ve bu tür üzücü olaylar yaşamamakla beraber o evde de bir dizi tadilat ve tamirat yaptırdığımızı hatırladım! O zamanlar astrolojiden tümüyle bihaberdim. Nereden bilebilirdim bu yaşananların yukarıda anlattığım şekilde izah edilebileceğini?!

ASC’yi bulunduğumuz yılın karşılık geldiği eve kaydırdığımızda, şayet o evde gezegen varsa özellikle önemlidir. Bu gezegenlerin ne anlattığını anlamak için basit bir anahtara başvurabiliriz: 1. ev = hayatımız. Sonra da o gezegenlerin hangi evleri yönettiğine bakarız. O evlerin anlamları 1. evimizde, yani o yılki hayatımızda gündemimize taşınacaktır.

Örneğimizde Alcabitius ev sisteminde P1’de (= N11) sırasıyla Satürn, Mars, Güneş ve Merkür olduğunu görüyoruz. Burası profeksiyonun 1. evidir ve 1. ev astroloji geleneğinde hayatımız anlamına gelir demiştik. O halde, 1. evdeki gezegenler hayatımın bu yılında gündemimde açığa çıkacak konu ve kişileri anlatıyor. Bu konu ve kişilerin ne/kim/nasıl olduğunu ise yukarıda saydığım gezegenler ve yönettikleri evlere bakarak anlayabilirim. Evler derken öncelikle natal evleri, sonra da bulunduğumuz yıla kaydırma sonucunda elde ettiğimiz göreceli / profeksiyonel evleri kastediyorum. Şimdi bu gezegenlerin benim bu yılki hayatımda ne anlattıklarını sırayla inceleyelim.

Bu incelemeyi yaparken ağırlığı bu yıl arkadaşlarla bir astroloji websitesi işletimi konusunda gerçekleşen işbirliği olgusuna vererek, önceki yıllarda temeli atılan, ancak websitemizin Nisan 2010’da yayına başlamasıyla gerçek anlamda bu yıl somutlaşan bu işbirliğinin profeksiyon tekniği ile nasıl izah edilebilir olduğunu göstermeyi amaçlıyorum. O nedenle, astroloji ve işbirliği ekseninin dışında kalan konuları bilerek es geçeceğim.

Satürn: Natal 9 ve 10. evleri (Oğlak) ve N11’i (Kova) yönetiyor ve bu evlerin anlattığı konuları gündemime taşıyor. Burada yazımızın konusunu ilgilendiren ev 9. ve 11. evlerdir. 9. ev, diğer anlamlarının yanı sıra astroloji ve yayıncılık da anlatır (websitesinde astroloji yazmak da internet üstünden yapılan bir tüt yayıncılıktır).

Mars: Natal 12 ve 7. evlerin yöneticisi. Aynı zamanda P9’u yönetiyor. Bu yıl P9=N7 örtüşümü var haritamda. Mars’ın arkadaşlar evinde bulunmasını da hesaba katarak, bunu pekalâ "astroloji ve yayıncılık (=9.ev) konusunda arkadaşlarla (=11.ev) bir ortaklık veya işbirliği (=7.ev) olarak yorumlamak mümkündür.

Zira, burada konumuzu ilgilendiren temel ev 7. evdir. Bu ev, bilindiği üzere işbirliği ve ortaklık anlatır. Natal horoskopumda 7. Evi yöneten Mars gezegeni haritamda 11. evde bulunduğundan, horoskopumun arkadaşlarla kurulacak bir işbirliği ve ortaklığa zaten uygun olduğunu, böyle bir potansiyeli içerdiğini söyleyebiliriz. Bu potansiyelin, profeksiyonda 1. evin (= N11) natalin 7. ve profeksiyonun 9. evini yöneten Mars’ı içerdiği bir yılda gerçekleşmesine tanık oluyor ve şaşırmıyoruz.

Profeksiyonların hayatımızdaki döngüsel ve mükerrer işleyişi anlama ve anlamlandırmada başvurabileceğimiz en iyi enstruman olduğu rahatlıkla söylenebilir. Nitekim, haritamda aynı profeksiyonu deneyimlediğim 12 yıl önce, astrolojinin a’sını bile bilmediğim 1998 yılında, aldığım bir teklif üzerine işimden ayrılmış (9. ev = 6. evin 4. evi = işimin sonu;) ve bir arkadaş (=11.ev) ile ortak (=7.ev) bir işe kalkışmıştım. İşimin mahiyeti kalite danışmanlığı idi. Danışmanlık ise direkt 9. ev konusudur.

Aynı yıl ikinci çocuğum da dünyaya geldi (ikinci çocuk = 5. evin kardeşi = 5. evin 3. evi = 7. ev) ve hayatıma katıldı (N7 yöneticisi olan Mars P1’de).

Güneş: O da Mars’tan daha az ilginç ve açıklayıcı değil. Şöyle ki, Güneş bu yıl P7’yi yönetiyor ve P1 (=N11) evinde bulunuyor. Bunun anlamı açıktır: 7. ev konu ve kişileri (=P7) bu yıl hayatıma (=P1) girecek. Güneş’in N11 konumunu da katarsak, yine arkadaşlarla kurulan bir ortaklık ve işbirliği teması ile karşılaşırız.

Daha da ilginç olanı şu ki, Güneş Balık burcunda ve bu işbirliğini gerçekleştirdiğim arkadaşlar da (Devrim Yılmazer ve Devrim Dölen) birer Balık burcu mensubu! O halde, içinde bulunduğumuz durumu doğrudan betimleyen bir okuma bile yapılabilir: Güneş’i Balık’ta olan arkadaşlarla kurulan bir işbirliği!

Bu yıl işbirliği yaptığım kişileri anlatan 7. evi (=N5) Alcabitius ev sisteminde Aslan burcu kesiyor. Benim 7. evim, işbirliği yaptığım kişinin 1. evidir; onun yükseleni, kimliği, tavır ve görünümünün dışa vurumudur. İşbirliği içinde olduğum iki arkadaşımın yükselenleri değilse de natal Ay’ları Aslan burcunda! Ayrıca, D. Yılmazer’in natal Güneş’i ASC’ye çok çok yakın. Bu şekildeki gezegenlerin kişinin fiziksel görünümü ve karakterini biçimlendirmede rol aldığını astroloji geleneğimiz söylüyor. Bunlar, Astroturkiye konusunda birlikte çalıştığım arkadaşların en azından bu yılki perspektifim açısından (yani, Alcabitius P7) bana görünen yönlerinin daha ziyade Aslan olacağını anlatıyor. (Sitemizin giriş sayfasında bile bir Aslan figürü yok mu zaten?!)

Tümburç perspektifinde ise P7 evi Başak burcuna isabet etmekte. Bu işte birlikte yola çıktığımız D. Yılmazer’in yükselen burcu da Başak!

Astrolojiyle bir süre yakından ve derinden ilgilenince, bu muhteşem işaret dilinin nesnel hayatımızı aslında ne kadar doğrudan ve yalın biçimde bize anlattığına sıkça şahit oluruz. Yeter ki, görecek bir çift gözümüz olsun!

Bu yıl arkadaşlarla bir işbirliği yapılabileceği sonucuna alternatif bir yolla da varmak mümkün. Bu kez yükseleni (ASC) değil, doğrudan 7. evi 11 ev profekte ederek (=kaydırarak veya 7. evden başlayıp 11 ev sayarak) doğum haritasının 5. evine gelelim. Natal 7. evi kaydırmakla aslında işbirliği ve ortaklıkların bu yıl ne durumda olduğunu sorgulamış oluyorum. Bu yolla geldiğimiz natal 5. evin aynı zamanda profeksiyonun 7. evi olduğunu biliyoruz. Yani, P7=N5 örtüşümü oluşuyor. Bunun bir anlamı, bu yıl işbirliği yapmaktan (7. ev) keyif alacağım (5.ev)dır. Bu ev Aslan burcuna isabet ettiği için, yöneticisi Güneş’tir.

Peki bu keyif alma, sevinç duyma olgusu kendisini nerede açığa çıkaracak? Bunu anlamak için Güneş’in haritada nerede olduğuna bakarız. Natal konumu itibariyle Güneş 11. evdedir. O halde olayımızda bir arkadaş boyutu var. Öte yandan, Güneş’in bulunduğu 11. ev, 7. evden 11 ev sayarak geldiğimiz natal 5. eve göre de 7. evdir. Demek oluyor ki, bu Güneş bu yıl kendisini işbirliği kurarak ifade edecek. Nitekim de öyle olmuştur.

Görüldüğü üzere, ister ASC’yi kaydırarak N11’e gelip, o yılın 7. evinin (=P7) natal 5. ev olduğunu ve yöneticisinin de o yılın 1. evinde açığa çıktığından hareketle bu yıl arkadaşlarla bir işbirliği kurulmasından keyif alınacağını söyleyelim; isterse N7’yi 11 ev kaydırıp, N5’e gelelim ve bunun yöneticisi olan Güneş’in yönettiği 5. eve göre 7. evde olmasından hareketle bu yıl arkadaşlarla bir işbirliği yapılmasından keyif alınacağını söylemiş olalım, durum değişmiyor. Doğru uygulamak ve sembolizmayı doğru okumak kaydıyla, hangisi kolayımıza geliyorsa öyle yapabilir ve her iki durumda da aynı sonuca varabiliriz.

Merkür: Doğum haritamın 11. evindeki son gezegen. Burasının bu yılki profeksiyonun 1. evi olduğunu ve 1. evin hayatımız anlamına geldiğini ve bu evde bulunan gezegenin haritamızda yönettiği evlerin kişi ve konularını gündemimize çektiğini yeniden hatırlayalım. Bir gezegen sadece yönettiği evlerin konularını gündemimize taşımakla kalmaz; kendisine atfedilen evrensel ve doğal özellikleri de açığa çıkarır.

Merkür gezegeni, doğal olarak simgelediği sözlü ve yazılı iletişim, analiz ve muhakeme gibi özellikler dışında özelde astrolojiyi de simgeler. Zira, astroloji hesap, analiz, muhakeme, bunları yazı ve/veya söz ile ifade etmeyi de içerir. Astroloji ile Merkür’ün nitelikleri arasındaki bu yakın bağ nedeniyle olsa gerek, eskiler Merkür’ü astrolojinin en uygun simgesi kabul etmişlerdir.

Profeksiyonun 1. evinde Merkür olması bu yıl Merkürsel konu, kişi ve olayların (astrolog arkadaşlarla astrolojiye dair bir sitede yazmak gibi) gündemimde yer alacağına dair bir başka işaret oluşturuyor. Çünkü natalde 11. ev Merkür’ünün anlattığı şeylerden biri de Merkür ile simgelenen arkadaşlardır. Bunu konuşkan, mizahsever, yazar-çizer, entelektüel arkadaşlar olarak da anlamak mümkündür, ama bu nitelikler onların aynı zamanda astrolog arkadaşlar olmasına mani değil. Çünkü Merkür’ün yönettiği alanlardan birisi de astroloji!

Şimdi işbirliği konusuna bir de Tümburç ev yaklaşımıyla bakalım…

Konuya Tümburç ev sistemiyle eğildiğimizde, basitçe N7 (= Akrep = P9) yöneticisi Mars’ın P1’de (= Balık = N11) bulunduğunu ve H.Kayıoğlu’nun doğum haritasında saklı olan arkadaşlarla işbirliği potansiyelinin [çünkü N7 yöneticisi N11’de] bu yılki profeksiyonda ASC’nin arkadaşlar evine isabet etmesi ve bu evin (= burcun) de N7/P9 yöneticisi olan Mars’ı içermesi ile tetiklendiğini; buna bağlı olarak, ayrıca profeksiyonun 9. evinin natal 7 ile örtüşmesi nedeniyle de bu işbirliğinin astroloji (=9.ev) ve yayıncılık alanında olabileceğini ve bunun da gerçekleştiğini görüyoruz.

Ayrıca P1 (= Balık) yöneticisi olan Jüpiter, P9 ve N7 yöneticisi olan Mars ile de ikamet değişimi içinde (buna bazen değiş tokuş tabirini kullanasım geliyor) olduğundan, bu yıl bu evler arasında birbirini destekleyen güçlü bir bağ olduğu söylenebilir.

Güneş ise Mars ve Merkür ile kavuşuyor. Kavuşum bir birlikte olma anlatır. Peki Mars ne/kim? Mars, doğum haritasının 7. evini yönetmesi ve kendisinin de 11. evde bulunması nedeniyle, aynen Güneş gibi işbirliği kurulacak arkadaşlar olarak yorumlanabilir. Güneş’in burada N7 yöneticisi olan Mars ve Tümburç P7 yöneticisi olan Merkür ile birlikte bulunması ve tümünün N11’de bulunması nedeniyle, bu konumu H.Kayıoğlu’nun birbiriyle işbirliği yapan arkadaşları olarak da anlayabiliriz.

N11’deki yerleşimleri nedeniyle hepsi H.Kayıoğlu’nun arkadaşı statüsünde olan ve hem N7 hem de P7 ile irtibatlı olan Güneş, Mars ve Merkür (bu gezegenler beni değil, natal 11. evde bulunmaları nedeniyle benim arkadaşlarımı simgeliyor!) bir N11 profeksiyon döneminde tetiklenerek, kendi aralarında ayrıca bir araya gelmiş gözüküyorlar. Bu birliktelik, H. Kayıoğlu’nun arkadaşlarının (=Güneş, Mars ve Merkür) kendi aralarında ayrıca bir araya gelerek (=kavuşum) kurdukları Astroloji İzmir Platformu olabilir mi?

Bu örnekte, işbirliği anlatan 7. evin ve arkadaşları tanımlayan 11. evin bu yıl profeksiyonun natal 11. eve gelmesiyle tetiklenerek, haritadaki saklı potansiyellerden birisi olan arkadaşlarla işbirliği yapma ve “arkadaşların kendi aralarında ayrıca bir araya gelerek grup oluşturma potansiyelinin gerçekleşerek açığa çıktığına tanık oluyoruz.

Son olarak, profeksiyonların döngüsel ve tekrarlı işleyişi nedeniyle, belli bir yıldaki profeksiyonun etkilerini çözümlerken 12 yıl önce neler yaşandığına da bir göz atıp, geçmişten kopya çekmek yararlı olabilir. Özellikle orta yaş ve üstündeki okurlarımız hafızalarını yokladıklarında kişisel tarihlerinin çeşitli şekillerde nasıl da tekrar ettiğini kolayca fark edeceklerdir.

 

Örnek 2 – Devrim Yılmazer:

İşbirliği ve Ortaklık Potansiyeli:

İşbirliği potansiyelini anlamak için doğum haritasının 7. evine baktığımızda dolu ve işlevsel bir 7. ev görüyoruz. Şöyle ki:

Güneş, 6. evin sonlarında ve 7. evin başlangıç çizgisine ramak kala yakın. Bu nedenle, anlam ve etkileri bakımından rahatlıkla 7. evde de sayılabilir. Haritadaki bu yerleşimden D. Yılmazer’in kimliği ve yaşamsal enerjisini (= Güneş) çalışarak (6.ev) ve başkalarıyla işbirliği yaparak (7.ev) ifade etmeye yatkın olduğunu anlıyoruz.

7. evin burç yöneticisi Jüpiter, yücelme yöneticisi Venüs, nasip ve kısmeti simgeleyen Şans Noktası da 7. evde yer alıyor. Jüpiter burada özellikle önemli ve bu evdeki diğer gezegenlere göre önceliklidir. Çünkü hem kendi burcunda, hem de yönettiği evde bulunuyor. Geleneksel öğretiye göre, şayet bir gezegen yönettiği evde ise, o ev ile ilgili konular bir şekilde kendiliğinden gerçekleşme imkânına sahiptir. Şayet başka bir evde ise, kişi o takdirde bunu kendi isteği ve kapasitesi ile değil, bulunduğu ev vasıtasıyla gerçekleştirir. Örneğin, daha önce, H.Kayıoğlu örneğinde 7. ev yöneticisinin 11. evde olması nedeniyle, işbirliği ve ortaklık olgusunun arkadaşlar kanalıyla (dolaylı olarak) gerçekleştirildiğini gördük.

O halde, D. Yılmazer’in haritası dolaylı olarak değil, doğrudan bir işbirliği geliştirme kapasitesine sahip. Ancak işbirliği olgusu kavramsal olarak başkalarını mecburen içerdiğinden, buradaki doğrudan tabirini işbirliği fırsatları D. Yılmazer’in hayatının doğal bir parçasıdır ve kendiliğinden onunla işbirliği yapacak muhatapları hep olacaktır şeklinde anlamak uygun düşer.

7. evdeki Güneş ile Venüs arasındaki ilişki ise ilginç. Bu gezegenler ikamet değişimi veya karşılıklı ağırlama dediğimiz türde (mutual reception) bir ilişki içindeler: Güneş Venüs’ün yüceldiği Balık burcunda iken, Venüs de Güneş’in yüceldiği Koç burcunda yer alıyor ve bu iki gezegen bir tür kapalı devre oluşturuyor. Venüs’ün 2. ve 9. evleri yönettiğini, 7. evin yücelme yöneticisi olduğunu ve 8. eve yakın bir şekilde Alkabitius 7. evde bulunduğunu dikkate alırsak, işbirliği ve ortaklıklar evine 2. ve 9. ev konularının ve onlardan biri olan astrolojinin de taşındığını söyleyebiliriz. O halde, işbirliği yapılacak alanlardan birisi de astroloji ve yayıncılık olacaktır. Bu işbirliği, yukarıdaki nedenlerle parasal konuları da içerebilir.

İşbirliği evinde yer alan ve 9. evi yönetmesi nedeniyle bu haritada astrolojiyi de simgeleyen Venüs, bununla kalmıyor ve astroloji alanında işbirliği yapılan bazı kişileri de simgeliyor. Bunlardan birisi D. Dölen, bir kadın. Venüs dişidir ve diğer şeylerin yanı sıra kadınları da simgeler. Diğer işbirlikçi ise bu satırların yazarı, bendeniz oluyorum. Venüs benim de yükselen yöneticimdir!

Önemli Not: Natal haritada belli konumların yokluğu işbirliği ve ortaklık potansiyelinin hiç olmadığını anlatmaz. Herhangi bir horoskopta, belli bir yılda profeksiyonun geldiği ev ile onun karşısındaki ev veya onların yöneticileri arasında uygun ve destekleyici bir ilişki veya yerleşim varsa, o profeksiyon yılında ilişki, işbirliği ve ortaklık türündeki konular aktifleşebilir ve gerçekleşme şansı bulabilir. Bu nedenle, natal haritadaki potansiyeli yalnızca bulunduğu haldeki potansiyel olarak anlamak eksik bir değerlendirme olur. Bilgisizlik, kavrayış eksikliği ve dar görüşlülük nedeniyle oluşan bu eksik değerlendirme bazı çevrelerce klasik astrologların şom ağızlı birer felaket tellalı gibi algılanmalarına da neden olmaktadır.

Oysa, çark-ı feleğin dönüşü sayesinde, profeksiyonlar her yıl bir ev atlayarak, horoskopun o yılki göreceli konumlar bakımından uygun yerlerini (ev, gezegen vb.) tetikler ve bu sayede uykuda bekleyen potansiyeli de harekete geçirirler. Böylece, vakit tamam olduğunda melek gibi bir adamın şeytana, şeytan gibi bir adamın da meleğe dönüştüğüne tanık olabiliriz. Çünkü, uykuda bekleyen potansiyel o yıl harekete geçmiştir. Çoğu zaman bu tür değişimlere profeksiyonlarla birlikte firdaria dönem gezegenleri de eşlik eder.

Her anahtar her kilidi açmaz. Tek başına ne kilit işe yarar ne de anahtar. Anahtarın kilide uygun olması gerekir. Bu uygunluk hem nitelik hem de zamanlama açısından böyle olmalıdır. Natal horoskop uygun bir anahtarla açılmayı bekleyen bir kilit gibidir. Uygun anahtarı ise profeksiyonlar, firdaria, birincil ve ikincil ilerletimler, güneş ve ay dönüşleri, transitler vesaire sağlayabiliyor.

Görülen o ki, harekette bereket vardır! Bu devrî (döngüsel) hareket sayesinde bir yandan sabit horoskopumuzun bize çizdiği sınırlar dahilinde kalarak haddimizi öğreniyor, geçmişteki seçimlerimizin sonuçlarını ve kaderimizi tecrübe ediyor, öbür yandan da döngüselliğin bize sunduğu çeşitli fırsatlara muhatap olarak, şayet değerlendirebilirsek nasibimize erişiyoruz. Bu durum, standard klasik horoskopik analiz bakımından belli bir konuda görece kötü, talihsiz, nasipsiz gibi gözüken bir horoskopla doğmuş olsak bile, yine de pek çoğumuzun sevinmesi ve hayata ümitle bağlanması için bize tümüyle astrolojinin içinden çıkmış çok sağlam bir gerekçe sunmaktadır.

Profeksiyonel Analiz:

24.02.1975 doğumlu olan D. Yılmazer bu yıl doğum gününde 35 yaşına bastı. 36 olsaydı, profekte edilen ASC natal ASC ile örtüşecekti. Bunun bir yıl gerisindeyiz. Demek ki profeksiyon bu yıl 12. eve isabet ediyor. Bu evi Aslan burcu kestiği için 24.02.2010 ile başlayan ve 24.02.2011’e kadar sürecek olan bu profeksiyonel yılın yönetici gezegeni Güneş oluyor. Daha önce D. Yılmazer’in natal Güneş’inin konumunu irdelemiş ve 7. eve dönük anlamları da olduğunu belirtmiştik. Tümburç ev sistemiyle yaklaştığımızda da durum değişmiyor. Zira, yükselen burca göre 12. burç (=ev) yine Aslan oluyor ve yöneticisi Güneş ise Balık burcunda, ki burası yükselen burca göre 7. burç (=7.ev) olur.

Profeksiyon 12. eve gelip de Güneş bu yıl kumandayı ele alınca işbirliği potansiyeli somutlaştı. Güneş’in haritadaki 9. ev yöneticisi Venüs ile yücelmeli ikamet değişimi nedeniyle burada Güneş ile simgelenen somut işbirliği olgusu astroloji ve websitesi yayıncılığını da içerdi.

Bu yıl haritada P7=N6 örtüşümü var. Bunu içinde bulunduğumuz somut bağlama uygun biçimde yorumladığımızda, işbirliği (P7) için ve/veya işbirliği içinde çalışmak (N6) ve/veya işbirliği yapılan kişilerle (P7) yardımlaşma (N6: Hizmet) diyebiliriz. P7’de Merkür bulunduğundan işbirliği/ortaklık yapılacak kişi ve konuların Merkürsel kişi ve konular olabileceğini anlıyoruz: Astrologlar, astroloji, yazı ve yazışmalar, çeviri vb.

P7 evi Kova burcuna isabet ettiğinden ortaklar evinin yöneticisi Satürn oluyor. Satürn ise N11’de ve P7’deki Merkür’ün de dispozitörü. Dispozitör gezegen, eylemlerimizin nereden kaynaklandığını da anlatır. Bu, işbirliği yapılacak kişilerin aynı zamanda arkadaş olduğunu, somutlaşan işbirliği olgusunun arka planında arkadaşlık yattığını, ayrıca bu işin planlanıp hedeflendiğini de (Plan ve hedefler de bir 11. ev konusudur) gösteriyor.

Zaten bu yıl profeksiyonun 1. evinde de (=N12) Ay var ve Ay bu örnekte N11’in yöneticisi oluyor. O halde, arkadaşlar, plan ve hedefler bu yıl gündemde olacak. Ay’ın aynı zamanda N9 (=astroloji, astrolog) evinin yücelme yöneticisi olduğuna da dikkat edelim! Ay’ın dişi, Satürn’ün ise eril bir gezegen olması ve Satürn’ün yaşça büyük olan kimseleri de simgelemesi nedeniyle, bu bağlamda ve D. Yılmazer’in bu yılki perspektifinde Ay’ın D. Dölen’i, Satürn’ün ise yaşça her ikisinden de büyük olan H. Kayıoğlu’nu simgelediği söylenebilir (bu beni biraz yaşlı hissettirse de yapacak bir şey yok :)

 

Örnek 3 – Devrim Dölen:

İşbirliği ve Ortaklık Potansiyeli:

D. Dölen’in yükselen yönetici olan Ay ile 7. evin burç yöneticisi olan Satürn 2. evde kavuşuyor. Bu, işbirliği ve ortaklıkların finansal konularda olacağına işaret ediyor. Ancak, Satürn ve Ay yazı alanını yöneten 3. eve de yakın. Ayrıca, Satürn 9. evi de yönettiğinden, söz konusu işbirliği ve ortaklığın 3. ve 9. evleri de kapsadığını anlıyoruz: Astroloji, websitesi yayıncılığı, yazarlık vb. konular işbirliği yapacağı alanlardan bazıları. Kaldı ki, Ay ve Satürn’ün dispozitörü olan Güneş de Tümburçta 9. evde (bu haritada 9. ev = Balık burcu), Alcabitius’ta ise 10. evde yer alıyor: D. Dölen’in işbirliğinin kaynağı ve sonuçların yöneleceği alan Güneş vasıtasıyla bu evlere bağlı. O halde, işbirliğinin ardında, astroloji ve entelektüel uğraşlar ile kendini ifade etme (9.evdeki Güneş) ve başarılı olma (10. evdeki Güneş) dürtüsü olduğu söylenebilir.

Şimdi bu işbirliği ve yazarlık potansiyelinin profeksiyon ile nasıl somutlaştığını görelim…

Profeksiyonel Analiz:

D. Dölen 3 Mart 1977 doğumlu. 3 Mart 2010 itibariyle 33 yaşına basmış oluyor. 33 = 2×12 (= ASC = 1) + 9 olduğundan, profekte edilen ASC bu yıl 10. eve isabet ediyor. Aynı sonuca 36’dan geri sayarak da gidilebilir: 36 = ASC = 1. ev, 35 = 12. ev, 34 = 11.ev, 33 = 10. ev. Yada kısa yoldan yukarıda verdiğimiz tablodan bakarak da 33 yaşın 10. eve karşılık geldiği kolayca görülebilir.

Alcabitius ev sisteminde 10. ev = MC olduğundan, MC’yi kesen burç da Balık burcu olduğundan, yıl yöneticisi Jüpiter gezegeni oluyor. Jüpiter ise 11. evin sonuna doğru ve 12. eve yakın. Fakat 12. ev 10. evin 3. evi olduğundan, D. Dölen 12. eve ek olarak, bu yıl Jüpiter’in göreceli 3. ev konumu nedeniyle yazarlık (=3.ev) ile de uğraşacak. Haritada göreceli 9. evdeki kapalı Yay burcunu ve Tümburç’ta natal 9. evi de Jüpiter’in yönettiğini görürsek, bu yılın gündeminde 9. ev konularının öne çıkacağını fark ederiz.

9. ev, astroloji ve yayıncılığın dışında 7. evin 3. evi veya 3. evin 7. evi olması nedeniyle, yazı (3.ev) alanında bir işbirliği (7.ev) de anlatıyor. Yıl yöneticisi Jüpiter’in natal 9. evdeki 11. ev yöneticisi Mars ile (= astrolog arkadaşlar ve astolojiye dair plan ve hedefler) ve profeksiyonel 7. evin yöneticisi Merkür ile de açılı olduğu, ayrıca Mars’ın N7’nin yücelme yöneticisi olduğu da dikkatten kaçmamalı! Bu, işbirliği konusunun niçin bu yıl 3 Mart’tan sonra yoğunlaştığı ve hızla somutlaştığını da açıklıyor.

Profeksiyonun 1. evinde Güneş var ve bu Güneş doğum haritasının 3. evini yönetiyor. Bir başka deyişle, "yazarlık (3.ev), bu yıl D.Dölen’in hayatında (1. ev) açığa çıkacak konulardan birisi" oluyor. Bu yılki profeksiyon Güneş’i bulunduğu evde tetikleyerek, yönettiği evin potansiyelini harekete geçiriyor. Bu tetiklemenin yücelme bakımından ikamet değişimi (mutual reception) nedeniyle Venüs’ü de ilgilendirdiği söylenebilir. D. Dölen’in haritasında da aynen D. Yılmazer’de olduğu gibi bir Güneş-Venüs etkileşimi var. Bu Venüs 11. evde yerleşmiş ve bu nedenle altyapıda bir arkadaşlık, hedef, planlama boyutu da bulunmakta!

Bu yılki profeksiyonun 7. evi Başak burcuna ve N4’e isabet ediyor. Bu P7=N4 örtüşümü işbirliği yaptığı kişiyi (7.ev) kendi evinde veya yaşadığı yerde (4.ev) misafir edebileceğini de göstermekte. Profeksiyonel 7. ev ile natal 4. ev astral haritada örtüşürken, fiziksel dünyada bu satırların yazıldığı şu günlerde (15 Mayıs 2010) D. Yılmazer İzmir’de D. Dölen’in evinde konuk edilmektedir:

D. Dölen, ortağı D. Yılmazer’i kendi evinde ağırlıyor. Profeksiyonun 7. evi, işbirliği yapılan ve birlikte çalışılan kişinin de 1. evidir! 1. ev ise o kişinin kendisi ve hayatıdır. Bu kişi ise, bu örnekte D. Yılmazer oluyor. Zira, onun yükseleni de ne tesadüf ki (!) Başak. N4=P7’nin burç yöneticisi Merkür ise D. Dölen’in natal 9. evinde: İşbirliği olgusu kendisini astroloji (9. ev ve Merkür), websitesi yayıncılığı (9. ev) ve yazarlık (Merkür) alanında açığa çıkarıyor.

Astrolojide hızlı bir gezegen ağır bir gezegene kendisi ağır gezegenin yönettiği burçta iken açı yaptığında oluşan duruma ağırlama (reception) denir. Bu haritada Merkür gezegeni görece yavaş olan Jüpiter ile tradisyonel etki orbları dahilinde açılıdır ve Merkür gezegeni de Jüpiter’in evi (= ikametgâhı) olan Balık burcundadır. Klasik astrolojinin tabiriyle: Balık evinin sahibi olan Jüpiter gezegeni Merkür’ü kendi evinde konuk etmekte, ya da bir başka deyişle evinde ağırlamaktadır. Bunun karşılıklı olması durumuna Türkçede karşılıklı ağırlama veya ikamet değişimi (mutual reception) diyoruz. Geleneği çok eskilere uzanan astrolojide ağırlama kavramı, kaynağını bir ev sahibinin birisini kendi evinde konuk etmesi metaforundan alır. Bu benzetmenin seçilmiş olmasının hiç de boşuna olmadığını bu örnekte açıkça görüyoruz.

Astrolojinin hayatımızdaki nesnel gerçekleri nasıl olup da bu kadar doğru, kadim benzetme ve sembollere bu kadar uygun biçimde betimleyebildiğine şaşırmamak elde değil doğrusu!

Şimdi mevcut duruma bir de Tümburç ev sistemi ile bakalım…

Bu haritada yükselen burca göre 10. Burç (=ev) Koç burcudur. Burası profeksiyonun 1. evi oluyor bu sene. Yıl yöneticisi Mars ise Alcabitius’a dayalı haritada 9. evde ve N11’in burç yöneticisi, N7’nin de yücelme yöneticisi. Yılın gündeminde astroloji (9.ev), arkadaşlık, plan ve hedefler (11. ev), hızla somutlaşan bir işbirliği ve ortaklık (7. ev) olabilir. Mars’ın Tümburç’ta 8. ev konumu, olayın bir başka yönüne dikkat çekmekte: Parasal işbirliği (8. ev = 7. evin 2. evi veya 2. evin 7. evi). Keza, Mars’ın Tümburç’ta P11’de olması da yine arkadaşlık, plan ve hedefleri vurguluyor.

Koç burcunun tam karşısındaki Terazi burcu ise profeksiyonun 7. evidir. Terazi denen burç ortaklık ve işbirliği burcu değil miydi zaten? Yöneticisi Venüs ise Koç’ta, yani P1’de: Bu yıl D. Dölen’i işbirliği bekliyormuş! İşbirliği yapacağı konu ve kişileri de Venüs simgeleyecek: Yükseleni Terazi veya Boğa olan, yani Venüs ile tanımlanan kişiler örneğin. Bakınız şu işe ki, bunlardan birisi de H. Kayıoğlu (bir yükselen Boğa)! Kadrant ev sistemiyle (burada Alcabitius) yaklaştığımızda işbirliği yapılan kişilerden birisini (Merkür = D. Yılmazer), Tümburç ev sistemiyle baktığımızda ise diğerini (H. Kayıoğlu) gördük bu son örnekte.

Hakiki astrolojinin kopyala-yapıştır, uydur-yakıştır türünde bir etkinlik olmadığını, eski tekniklerden biri olan profeksiyonların somut hayatımızı gerçekçi ve doğru biçimde betimleyebildiğini canlı örneklerle göstermeye çalıştım. Profeksiyon tekniğinin diğer ayrıntılarına ve uygulama örneklerine bu yazı dizisinin devamında yer vereceğim.

 

Copyright © Hakan E. Kayıoğlu

15.05.2010, Eskişehir

 

KAYNAKÇA ve DİPNOTLAR:

[1]: Robert E. Zoller, Introduction to Medieval Astrology Course, 2004.

[2]: Buna temel hareket(primary motion) denmektedir.

[3]: Guido Bonatti, Book of Astronomy, Çeviren Benjamin Dykes, PhD, Cilt.II, s.1393-1400

[4]: Robert E. Zoller, Diploma Course in Medieval Astrology, Ders 18, s.9

[5]: Ardışık iki astrolojik evin aynı burcu kesmesi durumu.

[6]: Bir burcun tümüyle iki ardışık ev arasında kalması durumu.

 

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.