SATÜRN YAYILDIĞINDA…

Spread the love

 

saturn-yay-burcunda

 

(23 Aralık 2014 – 20 Aralık 2017 )
Satürn gezegeninin Zodyak’ta Yay burcunda başlayan yolculuğu ile birlikte hiç alakamız olduğunu düşünmediğimiz kültürler, algılar ve öğretiler de hayatımızın içine girip, olumlu veya olumsuz bir şekilde bakış açılarını bizlere vitrinleyecek. O nedenle gözlemlememiz gereken çok fazla akademik bilgiyle de baş başa kalacağız. Gelmiş geçmiş dini ve felsefi öğeler hayatımızın içinde toplanıp yeniden irdelenecek ve kiminde korku ve çıkmaz düşüncelere kiminde de cesurca yayınlarla ortaya serilmiş olacak. Düşünce ve fikir özgürlüğü olsun ya da olmasın gerçekler, yanlarına daha geçerli nedenlerini eklemeden değişmeyecekler. Ancak bu durum gerçeğe ne kadar yakınlaştığınız ve elde ettiğiniz deneyimleri ne kadar doğru bir disiplinle ele aldığınız ile ilgili olacak.

Bu sürece damgasını vuracak anahtar sözcükler; Özgürlük, hukuksal konular, ifade özgürlüğü, ahlak, felsefe, ideoloji, dini inançlar, rasyonellik, politik ekonomi,üretim, uluslararası ticaret, dini hoşgörü/süzlük, dikkat/sizlik, suikastler vb…

Satürn Yay burcu geçişiyle birlikte okuma konusunda hayatınızın en verimli dönemlerinden birini geçireceğinizi söyleyebilirim. Her ne kadar yayınlar üzerine kurulabilecek baskı artacak olsa da bir dürtüyle bize gösterilmek istenmeyen ya da esirgenen şeyin bilgi olduğunu ve artık onun hayalini kurdurtacak bir enerji oluştuğunu fark edeceğiz. Psikoloji’ye göre en büyük kompleksler yokluk nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Daralan alanın getireceği eksiklik hissi de bizim enerjimizi bu yöne doğru kaydıracaktır. Dini, felsefi, politik ve bilimsel içerikli yayınlar ise ön planda olmaya devam edecektir.

“Okumak” kelimesinin anlamının daha fazla idrak edilmesi , okuduğumuz her şeyin doğruluğu ile ilgili düşünebilmeyi ve onu gerçeklikle yoğurmanın gereksinimini görmek olmalıdır. İçi boş ,şişirilmiş yayınlar yerine tıka basa evrensel bilgiyle doldurulmuş olanlar tercih edilmelidir.Deneme ve yanılma öğretisi bu süreçte üstünde durulması gereken bir konu olabilir. Artık yanılma payını daha aza indirgemenin zamanıdır. Ancak denemekten vazgeçmemeli bunu da mevcut tecrübelerden faydalanarak elde etmek daha yararlı olacaktır.

Bu durumda bir şeylerden kaçma ve uzaklaşma arzusu da yoğunlaşabilir. Ancak bu elinizin altında olduğu zamanlardaki kadar kolay olmayabilir. Hedef odaklı hareket etmek ve sorumlulukları yerine getirmeden uzaklaşmamak daha doğru bir karar olacaktır. Pasaportlar ve vize konularında sıkıntılar yaşama olasılığından dolayı planlarınızı uzun vadeli olarak ele almayı ihmal etmeyin!

Ufku genişletecek, çok fazla tecrübe edinilebilecek fırsatlar da bu dönemde karşımıza çıkabilir. Çünkü şimdi üstat olarak nitelendirdiğimiz türde öğretmenlerin de sahne alacağı bir döneme girmiş oluyoruz. Bu öğretmenler dikkatinizi tahtaya çekebilmek için profesyonelliğini kullanan ve evrensel düzeyde düşünebilen kişiler olabilir. Büyük profesörlerin, çağ atlatan nitelikli insanların önemi daha çok anlaşılacak.

Hayatınızı stratejik planlarla düzene koyabilmek için incelikli düşünmeniz gerekebilir. Hesap ve kitap bu kez birbirine uymak zorunda olacak. Dikkatlerimiz bu süreçte çok farklı yönlere doğru çekilme eğilimi gösterebilir bu nedenle harekete geçmeden önce ilgili bağlantıları görebilmekte yarar vardır.

Yay burcunun kendisi temel seviyeden sonra gelen ileri seviye hayat derslerini alacağımız yerdir. Buradan aldığımız öğretiler temel seviyeyi alaşağı edebilir. Bir çok şeyi yeniden düzenlemek zorunda kalabilir ya da bilgi birikimlerimizin yanına yenilerini ekleyerek bunu Prometheus’un meşalesine çevirebiliriz. (Promete, insanı yarattı ve ateşi tanrılardan alıp insana verdi. Promete’nin armağanı her zaman için insan hayatını oluşturma konusunda en üst yetenek olarak görülecektir) Prometheus’un ve insan ırkı üzerindeki etkisinin bu sitede yer alan mitolojik hikayesi için bkz: Prometheus’un Şekillendirdiği Gelecek: Zeus’un Sallanan Tahtı

Satürn Yay geçişiyle diyebiliriz ki; Evrensel keşifler, akademik alanlarda düzenlemeler, trafik ile ilgili alanlarda güncellenmeler , yolculuk süreçlerini kısaltabilecek ulaşım araçları, bağlantı yolları veya köprü inşaatları , uluslararası hava, kara ve deniz yolculukları, sınır kapıları üzerinde yeni hukuksal düzenlemeler ve değişiklikler, internet gibi iletişim alanı geniş olan sistemler üzerinde hukuki uygulamalar, tıp alanında önemli düzenlemeler, kısacası bizi evrenselleştiren her alanda farklılıklar ve disiplinlerle karşılaşacağımızdır.

 

yay-burcu-sembolu

 

Yay burcunun glifinde ok işareti hedefi güneybatıya (astr. kuzeydoğu) doğru göstermektedir. Uzağı hedef almış bir görüntü sergilemekte ve yukarı doğru eğimlenmiştir. Mitolojide yarı at ve yarı insan olan Centaurların silahları olan ok, bu sembolde saldırıya geçmeyi de anlatmaktadır. Ancak bir Koç burcu enerjisi ya da güç savaşları yerine stratejik planları, öğretileri ya da ideolojileri empoze etmeyi anlatır. Ateş elementine sahip olduğu için öfke duygusunu içinde barındırır. Zodyak sıralamasında 9. evi kesen Yay burcu güneybatı yönünü de sembolize etmektedir.

Keşifsel düşüncede ise “ok” gökyüzüne doğru fırlatılır ve bir engelle karşılaşana kadar gökyüzünü gezer. Ok’un çarptığı herhangi bir nokta ise keşfedilmiş alanı anlatır. (Mecazi)

* Dikkat 15 Ocak’ta gökyüzünde keskinleşecek Mars (Balık) – Satürn (Yay) karesi kalabalık alanları hedef alabilecek planlanmış tehlikeler , dalgınlıkla gelebilecek kazaları getirebilir. Tetikte ve uyanık davranmaya dikkat edin. Yaklaşık 5 gün boyunca bu açı aktif çalışacaktır.
Klasik Astrolojide kullanılan antiscia öğretisine göre gezegen ingressleri yaptıkları yansımalarla birlikte anaretik noktaları tetikler. Satürn’ün Yay burcuna girişiyle birlikte 29 drc’den geriye doğru giderek Oğlak burcunda bir yansıma oluşturur. Oğlak burcu devlet kurumları, başkanlarını ve otoritenin başında olan kişileri de işaret etmektedir. Anaretik derece tetiklenmeleri ise gezegenlerin burç değiştirdikleri tarihlerde o sürece damgasını vuracak olayların ön izlemelerini net bir şekilde gösterebilir.

Kapital ve emperyal sistemlerde üst kesim olarak adlandırılan bir çok yapının bu süreçteki sert etkilere açık olması nedeniyle, alt kesimde bulunan kesime (halk) daha sert bir yansıma yaratması muhtemeldir. (Antiscia, kontra paraleli Yengeç) Dinler arası çatışmalar ise bu süreçte kaçınılmaz olabilir.

Satürn Yay geçişi başlangıcıyla birlikte bu çok net bir şekilde hissedilmeye başlandı. Suikast girişimleri,çete saldırıları, dini örgüt atakları, yasaklar, düzenlemeler, dini yasalar, uluslararası vuku bulan olaylar vs…

21 Mart’a kadar olan süreçte sene lordu Ay iken bu tarihten 21 Mart 2016 tarihine dek Satürn hakimiyetinde olacaktır. Bu süreç ulusal alanda büyük hareketlenmelere ve çok dikkat çekici konuların gündem almasına neden olabilir…

Yüzeysel, agresif ve bize çok sığ gelen kavramları, inançsal bakış açıları ve eylemleri karşısında moral durumumuz grafiksel olarak aşağı çekilebilir. Ama biz zaten bunu öngörüsel olarak var olan düşünce yapılarının getirdiği faaliyetsel alt planda bir gidişat olarak görmüştük. Yüzeyselliğin getirdiği çıkmazlar ile birlikte hayatımızın genel geçer tarafına dokunan kazanılmış deneyimleri tamamen dışlamak bize her halükarda tekrarlayan sorunlar getirecektir. Benzer semboliklerde sürekli aynı çıkmazı yaşamamıza neden olacaktır.

 

Peki Satürn, Yay burcunda bizden neleri düzeltmemizi isteyecek ?
*Düşüncelerimiz ve hayat felsefelerimizi hem analitik hem de rasyonel şekilde yorumlamayı öğrenmek, hayat görüşümüzü derinlikle irdelemek, Farklı ideoloji ya da kültürlere sahip olunsa bile bütünseli görmek, İnsanlığa faydalı işlerle ilgilenmek, kişisellik yerine toplumsal düşünebilmek, Saygılı davranabilmeyi başarabilmektir…

Bu frekanslara doğru çekildiğimizde önümüze bilgeliğin üst seviyelerine erişmiş rehberler ile tanışma fırsatı doğacaktır. Kendinizi bu alandan çekip daha yüksek alanlara taşıdıkça hengameler ile iç içe olma riskiniz git gide azalacaktır. Farklı perspektiflerden gözlemleme yapabilmek bunun için önemli bir başlangıçtır. Yay özellikleri güçlü olanların araları genellikle tur rehberleri ile bile pek iyi değildir.Çünkü kısıtlanıp , sıkışmışlık hissinden kaçma eğilimi gösterirler.Bahsettiğim tarzdaki rehberler ise gerçek özgürlükten söz ediyor olacaklardır.İçeriğinde ise düzenlerin oluşturulması, yeniden yapılandırılması ile ilgili düşünceler barındırmaktadır.Bunlar öncelikle eylemden çok düşünsellikle ilgili olmalıdır.

Adam Smith, ekonomiyi doğa kanunlarına uygun bir biçimde açıklamıştır. Kişi doğal elden en az zahmetle en çok tatmine ulaşma eğilimindedir. Bu da hareket enerjisinin düşüşüne ancak tatminsel durumun yükselişine işaret eder.

Uluslar arası ilişkiler,ithalat ve ihracat alanı ekonomiyi çok yakından ilgilendirdiği için bu konu biraz bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Satürn’ü Yay burcunda olan Adam Smith ekonomik dengelerin bozulmasında etkili olabilecek noktaları öngörmüştür. Satürn gezegeninin bulunduğu burç zamanın en dikkat çeken kalitesini gösterir ve eksiklikler tek tek fark edilmeye başlanır. Ve içinde bulunduğumuz süreçte bu eğrinin hareket enerjisi yüksek değişkenlikler gösterebileceğinden önemli olacaktır.

Adam Smith görüşlerinden bazıları
Üretim faktörleri’nin optimum bileşimlerinin bozulması
Üreticilerin üretim kararlarında yanılma ve üretim kararsızlıkları.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.
Siyasal istikrarsızlığın artması.

Satürn, disiplin kuralları çerçevesinde yapılan tüm işlerde başarı kazandırmaktadır. Çünkü o tüm evrensel olan fizik kanunlarını bilen ve gören özellikleri temsil eder. Ancak başarı kazanan eylemler evrensel kanunlar karşısında her detayına göre işleyeceğinden geri tepmesi gereken yerlerde de işlemini uygulayacaktır. Bu disiplin karmik bir düzenle işliyor gibi görünmektedir.

Kişi, bulunduğu bilinç seviyesine, moral durumuna ve yaşam enerjisine göre frekanslanır. Rezonansa göre ise benzer enerjiler birbirlerini çekmektedir. Enerji ve moralin yüksek tutulması bu nedenle çok önemlidir. Düşen enerjinin de seviyesel olarak bulunduğu eşitliklerde olumsuzluk silsileleri bir türlü geçiştirilemeyecektir.

Entropi Kanununa göre:

“Kainatta her şey kendini minimum enerji düzeyine çekmek ister.”

Örneğin;
“Yukarıdan bırakılan bir taş, aşağı düşmek ister. Çünkü aşağı dediğimiz nokta, yukarı dediğimiz noktadan daha düşük bir enerji seviyesine sahiptir”.

Ya da kullandığımız eşyalar eskirler,canlılar bir süre sonra ölürler..vb.

İngiliz fizikçi Paul Davies şöyle der:

“Evrende neresi olursa olsun,en büyük galaksilerden atomun en küçük yapı taşına kadar, bir düzenle karşılaşırız. Bu düzenli, özel evrenin merkezinde “bilgi” kavramı yatmaktadır. Yüksek derecede özelleşmiş olan ve organize edilmiş bir düzenleme sergileyen bir sistem, tarif edilebilmek için çok yoğun bir bilgi gerektirir. Ya da bir başka deyişle bu sistem yoğun bir “bilgi” içermektedir.  Eğer bilgi ve düzen, sürekli olarak yok olmaya yönelik doğal bir eğilime sahiplerse, Dünya’yı çok özel bir yer kılan bütün o bilgi ilk başta nereden gelmiştir ?

İşte bu 100 puanlık bir sorudur ve Big Bang teorisine göre başlangıçta her şey bir düzen halindeyken patlamayla birlikte etrafa saçılmışlardır. Git gide birbirlerinden uzaklaşmaya devam etmektedirler. Bu entropi kanunun bir yasası ve parçalanan bilgilerin ise toparlanabilmesi ve bir araya getirilmesi ile ilgilidir.

Satürn’ün etkisi de tıpkı entropi kanunun büyük parçası gibidir. Her şeyi bir araya toplama eğiliminde ve böylece düzeni sağlamaya çalışmaktadır. Satürn, varoluş üzerindeki kanunların tümünün temsilcilerindendir. Yani fizik kanunları da Satürn’ün disiplin kuralları çerçevesinde tespit edilebilinmektedir. Aslında her şeyi bir düzen halinde bir araya toplamaya çalışması ona göre Jüpiter’in çeşitlendirdiği kaos karşılığında büyük bir denge unsuru oluşturur. Bu yüzden Satürn ölçütlerin ve karşılığında sağlanan dengenin öncülüğünü yapan Terazi burcunda yücelir. Bu Satürn’ün güçlü olan özelliklerinden bir tanesidir. Fizik kurallarınca yolda yürürken bile beynimiz hesaplamalar yapmakta ve bastığımız yerleri dikkatle seçmemizi sağlamaktadır. Ancak mühendissel bir düşünce yapısı fizik kurallarını daha iyi tanıyacağından başına gelebilecek kazaları da daha hafif atlatmasına yardımcı olacaktır. O nedenle dikkat etmeyi bilmek daha geniş çerçevede ölçümler ve olasılık hesapları yapabilmek bunu yaşamanın bir parçası haline getirmek önemli bir unsurdur.

Satürn etkilerinde, çoğunlukla insanların kolaylık yerine zorluk deneyimlemesi nedeniyle O’nu itici, kısıtlayıcı ve korkutucu güç olarak nitelendirir. Bu durum bilgiyi algılatma biçiminin bir yansımasıdır. Ancak bunun ötesinde O’nunla yakınlaşanlar için yüksek bir enerji (algı) seviyesi bahşedilmektedir. Çünkü gerçekten güçlenmenin ve hayatta kalabilme öğretilerinin dahi Satürn deneyimlerine ihtiyacı vardır. Satürn’deki sınır tanımlaması Jüpiter’e göre daha az tatmin sağlayan bir taraf olabilir çünkü hep bir eksikliği ortaya çıkaracak ve anlamlandırmaya çalışanlar için ise zihinsel efor sarfettirecektir.

Satürn’ü Yay burcunda olan önemli isimlerden biri de Abraham Lincoln’dür. Abraham Lincoln, ülkesinin birliğini korudu ve köleliğe bir son verdi. Tarihsel değerlendirmelerde ise ABD için en iyi başkanlar arasındadır. Ayrıca suikast sonucu öldürülen ilk ABD başkanıdır.

Tarih’te yaşanan bazı olaylar ( Satürn Yay )
Dünya’nın ilk gazetesi kabul edilen “Relation aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historien” 1605 yılında Strasbourg’ta yayımlandığında Satürn Yay burcundaydı.

İngiltere kralı 1. James’in dinde hoşgörüyü oluşturma ümitleri 5 Kasım 1605’te Katolik bir suikastçi tarafından suya düşürülmüştür. Guy Fawkes adındaki suikastçi İngiliz Parlamentosunu havaya uçurmaya çalışmıştır.

Satürn’ün tüm burçlardaki ziyaretlerinde bilimsel çalışmalar üzerinde etkisi göz ardı edilemez. Özellikle Yay burcundaki seyahatleri, önemli kuramları ve kendi semboliğindeki arzı fark edenlerin icatlarını da ortaya çıkartmıştır. Bu alanda felsefe ve bilim bir arada kullanılabilmektedir.Uzakları yakınlaştıran icatlar da bu sembolikte yoğunlaşmıştır.

1928 yılında İngiliz fizikçi Paul Direc karşı maddenin varlığını ön görmüştü. Hemen ondan önce 1926 yılında Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger bir parçaçığın dalga fonksiyonunu tarif etmişti. O yıllarda Satürn Yay burcunda ilerlemekteydi. Schrödinger yeni şeklini tarif eden Paul Direc negatif yük yerine pozitif yüke sahip olan ve karşı- elektron denen yeni madde sınıfını öngördü. Direc’in çalışmaları modern anti-madde kuramının ilk çalışmasıydı. Karşı elektronlar daha sonra keşfedilecek ve pozitron olarak isimlendireceklerdi.(1932-1933) (Yay burcu semboliğinde pozitif akımlar yer alır)

Ancak daha evvelinde ve sonrasındaki tarihlerde Satürn ve Yay semboliğinde ortaya çıkan bilimsel çalışmalara bir göz atalım:
1604’de İtalyan Cerrahi ve anatomist Hieronymus Fabricus, embriyolojinin temellerini atan, farklı hayvan fetuslarını parçalara ayırıp incelemesi sonucunda ulaştığı sonuçları yayımladı. Ceninin farklı düzeylerde gelişim aşamalarını gösterdi ve bu sonucun embriyonik dolaşımın ilk çalışmalarından birini üretmek için kan dolaşımı üzerine yaptığı çalışmalarıyla birleştirdi.
22.2.1632 tarihinde Galileo Galilei, başlıca İki Dünya Sistemine İlişkin Diyalog isimli çalışmasını yayımladı.1633 yılının Haziran ayında Katolik Engizisyonu tarafından ömür boyu ev hapsine mahkum edilir.
1662-Robert Boyle, Boyle Yasası ile bir gazın basıncı ile hacmi arasındaki ilişkiyi yayımladı.
1662-John Graunt, ölüm oranı hesaplaması hususunda yapılan Doğal ve Politik Gözlemler isimli çalışmasını yayımladı.
1663 – Nicholas Steno, kalbin kaslardan oluştuğunu keşfeder.
9 Mayıs 1664 – Robert Hooke, Jüpiter’in büyük kırmızı lekesini gözlemledi.
1690 -Christiaan Huygens, Işık üzerine bilimsel tez isimli çalışmasını yayımladı.
1691 – Kemik anatomisi ile ilgili Clapron Havers tezini yayımlar.
1692 -İskoç Hekim John Arbuthnot olasılık teorisi üzerine ilk İngilizce çalışmasını yayımlar.
1693 – John Ray, hayvanların ilk bilimsel sınıflamasını yaptı.
1693 – Philip Verheyen, İnsan anatomisi üzerine bir kitap yazar.
1693 – İngiliz Astronom Edmond Halley, ilk yıllık yaşam tablosunu yarattı.
1694 – İngiliz Alet üreticisi Daniel Quarie, taşınabilir barometre üretir.
1720 – Teleskobik teodolit icat edilir.
1721 – İlk yangın pompası patenti Richard Newsom tarafından alınır.
1722 – John Graham, Aurorae ve dünyanın Manyetik özellikleri arasındaki bağlantıyı gösterir.
1722 – George Graham, Civa Sarkacını tanıtır.
1750 -Thomas Wright, Samanyolu’nun disk şeklinde olduğunu tanımlar.
1752 – Benjamin Franklin, şimşeğin elektriksel olduğunu kanıtlar.
1780 – Antoine Lavoiser, oksijenin yanmadaki rolünü açıklar.
1780 – Alme Argand, yağ lambasını icat eder.
1809 -Carl Friedrich Gauss, kütleçekimsel sabiti belirler.
1809 – Fransız Hekim Philippe Pirel, şizofreniyi tanımlar.
1810 – Kimyacı Humphry Davy ilk elektrikli Ark Lambasını icat eder.
1810 – Klor’un element olduğu anlaşılır.
1810 – John Haslam, Paranoid Şizofreniyi tanımlar.
1811- Avogadro hipotezi, Amadeo Avogadro tarafından ortaya atılır.***
8 Nisan 1838 – İlk düzenli transatlantik buharlı gemi hizmet vermeye başlar.
1838 – Fransız fizikçi Claude Pouillet ,Güneş sabitini ölçer.
1838 – Friedrich Bessel, paralaks metodunu kullanarak bir yıldızın uzaklığını ölçer.
1838 -Alman İsviçreli Kimyacı Christian Friedrich Schölbeln, yakıt hücresini icat eder.
1838 – Gerardus Mulder proteini keşfeder. (Kaslar)
1839 – Charles Goodyear volkanize lastiği icat eder.(Goodyear lastikleri)
1839 -Kirk Patrick Macmillian, pedallı bisikleti icat eder.
1867 – Louis Guillame, ilk motosikleti icat eder.
30 Ocak 1868 – Charles Darwin, panganez kuramını yayımlar.***
1868 – Anders Angstorm, Solar Spectrumu haritalar.
1868 – J. P. Knight, trafik lambalarını icat eder.
1868 – George Westinghouse, hava frenlerini icat eder.
18 Ağustos 1868 – Norman Zockyer ve Jules Janssen, Güneş’teki Helyum elementini keşfeder.
1869 – Friedrich Miescher, DNA’yı keşfeder.
6 mart 1869 – Dimitri Mendeleyev, elementlerin periyodik tablosunu sunar.
15 Haziran 1869 – John Hyatt, Selüloidi patentler.
4 Kazım 1869 Bilim dergisi olan “Nature” dergisi kurulur.
17 Kasım 1869 – Süveyş kanalı gemilere açılır.
1870 – Camilo Golgi , Beyindeki Nöronları tespit eder.
1870 – Louis Pasteur, ipek böceği hastalığı üzerine çalışmalarını yayımlar.
15 şubat 1897 – Karl Ferdinand Braun, osiloskop tasarımını tanımlar.
30 Nisan 1897 – Katot ışınlarının negatif yüklü parçacıklarından oluştuğunu açıklar.
Nisan 1897 – Alman biyokimyacı Edvar Bucher, enzimlerin varlığına bir kanıt olarak maya özütüyle fermantasyonu gösterir.
19 Mayıs 1897 – Alven Clark dünyanın en büyük teleskopunu yapar.
13 Mayıs 1897 – Guglieo Marconi ilk deniz aşırı kablosuz radyo sinyalini yollar.
10 Ağustos 1897 – Felix Hoffman sonrasında Aspirin olarak piyasaya sunulan asetilsalisilik asit üretir.6 Mart 1899 yılında ise Alman patent ofisi Bayer Age için asetilsalisilik asit içeren ilaca Aspirin’i marka ismi olarak kaydeder.
1898 Nisan – İtalyan Hekim Camillo Golgi, Golgi cisimciği olarak adlandırılacak olan hücresel yapıyı tanımlar.
26 Aralık 1898- Pierre ve Marie Curie, sonradan Radyum olarak adlandırılan yeni bir radyoaktif element bulurlar.

 

Burcu Akkız

14 Ocak 2015, İzmir / Astroloji Akademisi Mezunu


Devam Edecek…


Kaynaklar:
Dünya ve Bilim tarihi (Alfa), İçinizdeki Gökyüzü (Steven Forrest), Bin Yıl ötesi (Peter Lorie)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Abraham_Lincoln
http://tr.wikipedia.org/wiki/Adam_Smith
www.astro.com
http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/entropi-nedir-termodinamigin-ikinci-yasasi/11314#ad-image-0
http://tr.wikipedia.org/wiki/Entropi
Astroloji Akademisi 7. Kitap

1 Yorum

  1. hasan

    Kendi kendini kanitlayan bir yazi olmus…
    Okuduklarim cok objektifti.. okumanin önemine binayen :)))

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.