Senkronizasyon, Eşzamanlılık

 

senkronizasyon

 

Senkronizasyon Yunanca “birlikte” anlamına gelen “syn” ile “zaman” anlamına gelen “choronos” kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung tarafından popülerize edilmiştir. Jung senkronizasyonu şöyle ifade eder;

“Aynı anda ortaya çıkan, anlamlı ama nedensel olarak birbirine bağlı olmayan iki olay bana önemli bir ölçüt gibi göründüğü için bu terimi seçiyorum. Dolayısıyla genel eşzamanlılık kavramını, nedensel bağlantısı bulunmayan iki ya da daha fazla olayın zamanda rastlaşması özel anlamında kullanıyorum. Bu anlamda söz konusu olaylar “eşzamanlılığın” tersine aynı ya da benzer anlama sahiptir. Eşzamanlılık iki olayın aynı anda ortaya çıkması anlamına gelir.(1)

Jung bu terimi literatüre sokmadan önce yaşadığı deneyimi şöyle anlatır.

“Bir gün arkam pencereye dönük hastama karşı oturuyor, rüyasını dinliyordum. Bir gün önce, kendisine değeri yüksek, altın bok böceği şeklinde bir mücevher verildiği etkileyici bir rüya görmüştü. Bana rüyasını anlatırken pencerede hafifçe bir şeyin vurduğunu duydum. Arkama döndüm ve oldukça büyük bir böceğin pencere camına vurarak içeriye girmek için bariz bir çaba içinde olduğunu gördüm. Hemen camı açtım, havada uçuşan böceği yakaladım; altın yeşil rengiyle bok böceğine benzeyen bir gül böceğiydi.”

Jung’un verdiği bir başka örnek ise şöyledir;

Bugün cuma, öğle yemeğinde balık var. Birisi tesadüfen başka birisine Nisan şakası [İngilizce “April Fish”, fish=balık] yapma geleneğinden bahseder. Aynı sabah, yarısı insan, yarısı balık olan bir yazıtı farkettim. Öğleden sonra, aylardır görmediğim eski bir hastam bana, yaptığı çok etkileyici balık resimlerini gösterdi. Akşam yine bana, üzerinde balığa benzer yaratıklar olan nakışlı bir işleme gösterdi. Bunu izleyen 2 Nisan sabahı, yıllardır görmediğim bir başka hastam, …rüyasında ayaklarının dibinde karaya çıkan büyük bir balığı gördüğü rüyasını bana anlattı. O günlerde, tarihteki balık sembolünü incelemekle meşguldüm”. (2)

Jung hastasıyla konuşurken, anlatılan konuya eşdeğer sayılabilecek bir varlık o anda tezahür etmişti. Astrolojide biliyoruz ki yeryüzünde cereyan eden olaylar gökyüzünde karşılığını bulurken, gökyüzündeki değişimler de yeryüzündeki olaylara yön verir. Jung’un farkettiği aslında astrolojinin temel düşüncesidir. Ayrıca “Aion” adlı eserinde İsa’nın Balık Çağı’nda, bahar ekinoksunun Balık burcuna girmesiyle var olmasının senkronize olaylar olduğunu belirtir. Astrolojiye ilgisini birçok kez dile getiren Jung, burçlar, takımyıldızları ve psikolojik olay ya da doğum haritası ve karakterin niteliği arasında bir çok çarpıcı benzeşen durumlar olduğunu söyler. (3)

Jung’un bu açıklamasını somut düzleme çekersek şöyle örnek verebiliriz. Mesela bir şarkı aklınızdan geçtiği anda radyoda çalındığını duymanız gibi. Jung bu tesadüflerin sadece tesadüfler zinciri olmasının dışında evrenin böyle bir yapıda olduğunu ve bu tür korelasyonların her zaman meydan geldiğini söylemiştir. Bunların arasında nedensel ilişki yoktur, bu ilişkiler anlamlıdır. Anlamlı rastlantıları, daha derin ve tek bir gerçeğin yüzey etkileri olarak kabul eder.

Sebep-sonuç ilişkisine bağlı olmayan bağlantıları anlamlandırmak için gezegenlere verilen isimleri de örnek olarak verebiliriz. Kabul edilen astrolojik uygulamaya göre verilen isimler tesadüfi değildir. Eşzamanlılık prensibine göre, astroloji ile ilgili olmayan astronomlar Kolektif gezegenler, planetoid ve astreoidlere astrolojiyle açıklamakta bağlantı kurabileceğimiz isimleri vermişlerdir. Bu noktada herşey nedensel olmayan bir düzenlilikte hareket ederken bu noktada doğum haritalarımız başımıza gelen birbiriyle bağlantısız olayların aslında bir bütünün parçası olduğunu gösteriyor.

Diğer yandan astrolojiyi açıklayan modellerden biri olan Analojik model de eşzamanlılık prensibi üzerine oluşturulmuştur. “Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır” hermetik prensibi neden sonuç ilişkisi teorisi öncesinde vardır. Bu yıldızlar ve insan hayatı arasındaki benzerliğe işaret eder.

 

Gülden Bulut

21 Mart 2015, İzmir

 

(1) Jung, C.G., Eşzamanlılık, İstanbul, 2009, s.39.

(2) Jung, C.G., Synchronicity: An Acausal Connecting Principle, New York, 2010, s. 109-110.

(3) Bulut, Gülden, Mitolojik Astroloji ve Psikoloji, İzmir, 2014, s.25-26.

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.